DENİZ FENERİ

(Mudanya Gazetesi'nden)


Deniz fenerleri, yeryüzünün en estetik yapılarındandır.
İlgi alanım gereği, ülkemizdekilerin büyük kısmını bizzat, dünyadakilerin çoğunu da fotoğraflardan inceledim.
Bugüne kadar çirkin bir deniz feneri ne görmüş, ne de duymuştum!..

* * *

Deniz fenerleri, denizcilerin en büyük yardımcılarındandır.
Gece, kapkaranlık denizde bir başına kalan dümenci, deniz fenerinin ışığını gördüğünde sevinçten havalara uçar.
Çünkü fenerin ışığı güvenlik demektir, doğruluk demektir.
Gemici diliyle, “selamet” demektir.
Bugüne kadar gemilerin karaya oturmasına neden olan deniz feneri ne görmüş, ne de duymuştum!..

* * *

Deniz fenerlerinin çevresinde yaşayan insanlar, güzel insanlardır.
Hayatları denizdir.
Fenerin bekçisi vardır, ailesiyle birlikte yaşar. Mutludurlar.
Çevrede balıkçılar vardır.
Güzel güzel geçinir, keyifle yaşarlar.
Aslında özenilecek hayatları vardır.
Gözleri toktur. Ellerindekilerle yetinir, mutlu olurlar.
Bugüne kadar bir deniz fenerinin çevresinde yaşayan aç gözlü, mutsuz, geçimsiz insanlar olduğunu ne görmüş, ne duymuştum!

* * *

Anlatılan hikayedir ve ısrarla gerçek olduğu ileri sürülür. Ama ben gerçekliğine inanmam. Nedenini sonra söyleyeceğim. Hikayeyi duymamış okurlarımız için tekrarlayalım:

Bir telsiz görüşmesi…
Telsizdeki ses, karşı tarafı uyarır:
— Burası USS Majesty uçak gemisi(geminin adını uydurdum), şu anda 12 mille üzerinize doğru ilerliyoruz. Yol hakkı bizimdir, lütfen rotanızı 10 derece sancağa değiştiriniz.

Karşıdaki ses aldırmaz bir tonla:
— Rotamızı hiçbir yere çeviremeyiz. Siz çevirin.

Amerikan gemisinin telsizindeki ses sinirlenir. Nasıl olur da koskoca Amerikan uçak gemisini iplemezler!
— Bakın bu işin şakası yok. Derhal rotanızı 10 derece sancağa değiştirin. 12 mille üzerinize geliyoruz. Yoksa çarpışmamız kaçınılmaz.

Karşıdaki ses, umursamazlıkla küçümserlik arasında bir tonla devam etmektedir:
— Çarpışacağımızı hiç sanmıyorum. Siz değiştirin rotanızı. Amma da değerli rotanız varmış. Değiştirin gitsin.

Amerikan gemisinden seslenen denizci çıldırmıştır artık. Bu ne vurdumduymazlık, bu ne saygısızlıktır:
— Bana bak efendi! Ben Amerikan Donanması’ndan Yüzbaşı Con Bilmemne. Amerikan Başkanı adına sana emrediyorum. Derhal rotanı 10 derece sancağa çevir! Yoksa seni uluslararası mahkemeye veririm!

Karşıdaki ses düğümü çözer:
— Sayın yüzbaşı. İstersen başkan ol, umrumda değil. Burası İspanya’nın Atlas Okyanusu’na bakan sahilindeki ufacık bir deniz feneri. Ben de fener bekçisi Alehandro. Şimdi sen şu rotanı değiştiriyor musun, değiştirmiyor musun?

— ?!?!?!?!?

* * *

Ülkemizde işler iyice karıştı.
Kim gerçek yol gösterici, kim küstah ve tehditkâr, artık bilemiyoruz.
Bilebildiğimiz tek şey var:
Biz kaya gibi sağlam durdukça, tüm küstahlar elbet bir gün tarihe karışacaktır.
Tıpkı kıssadaki gibi.
Gemiler geçer, fenerler kalır.
Yol gösterici mi arıyorsunuz?
Atatürk’ün söylediği gibi:
“Hayatta en gerçek yol gösterici bilimdir. Bilim dışında yol gösterici aramak, delilik ve cehalettir.”
Unutmayalım ki, tarih de bir bilimdir!

* * *

Gelelim yukarıdaki kıssanın gerçek olduğuna neden inanmadığıma…
İnanmıyorum, çünkü bir deniz fenerinin ışığını, kendisi gibi gelir geçer bir gemi zannedip tehditler savuracak, gemisini ve tüm mürettebatını tehlikeye atacak kadar zıvanadan çıkmış bir kaptan olabileceğine ihtimal vermiyorum da ondan!

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

DALGA YÜKSEKLİĞİNİ DOĞRU TAHMİN ETMEK

YELKENLİ TEKNE VE MOTORYAT, ÇAKARLA DOLAŞMAZ

ÇAPA - ÇIPA - ÇİPO - DEMİR