Paylaşınız

28 Şubat 2013 Perşembe

Kardinaller


KARDİNAL EFENDİ!
BANA DOĞRU YOLU GÖSTER!

Kardinal şamandıraları, sanki kafa karıştıracakmış gibi dururlar. Oysa ne kolaydırlar! Çok basittir kardinal şamandıralarını okumak. Basittir kardinal şamandıralar ama basit olanın “önemsiz” olmadığına, tam tersine, “o an” geldiğinde hayatın ta kendisi olabileceğine en iyi örnektirler de.

Kıyıya yakın seyir yaparken, bizi tehlikelerden koruyan şamandıraları biliriz. Ama olur ya, bazen hatırlayamayız neyin ne olduğunu. İşte bugün biraz bunlara bakalım istedim. Madem kendimize yeteceğiz, o halde kimi önemli noktaların aklımızda kolay kalmasını da sağlamalıyız.
Efendim, kanalları işaretleyen lateral şamandıralar, ya da tecrit edilmiş tehlike şamandırası, çoğumuzun malumudur. Zaten tecrit edilmiş tehlike şamandırasının, tehlikenin tam üzerinde olduğu ve etrafının temiz olduğu malumumuzdur. Ama gece seyrinde ışığı kafamızı karıştırmasın diye hemen söyleyelim: Bu şamandıraların üzerlerinde iki tane top vardır, o halde belirli aralıklarla da ikişer tane beyaz çakar. Elinizdeki haritada zaten fenerinin karakteri yazar.
Elinizdeki harita demişken, çok önemli bir konuyu, bir kez daha hatırlatmak isterim: Bakınız harita okuyucu(chart plotter) gibi aletleri çok kullanıyoruz. Hatta çoğumuz sadece onları kullanıyoruz. Kimi sohbetlerde, “Artık hiç kâğıt harita kullanmıyorum” diyen dostların sayısı gün geçtikçe artıyor. Bilemiyorum hiç baktınız mı? Bu cihazların kullanma kılavuzları şu uyarı ile başlar: “UYARI: Değerli kullanıcı, bizi tercih ettiğiniz için teşekkür ederiz. Biz bu aletleri elbette güvenilir yapıyoruz. Ama her ne kadar güvenilir olsalar da, sizin ana referansınız, (yani esas başvuru kaynağınız) resmî basılı(yani kâğıt) haritalar olmalıdır. Bu nedenle teknenizde her zaman resmî basılı harita bulundurmanızı şiddetle öneririz.” Hatta çoğu cihazın açılış mesajı olarak da geçer bu laflar. Tanrı aşkına! Adam ürettiği ve üzerinden ekmek yediği alet için bunları söylüyorsa, sadece ve sadece o alete güvenip yola revan olan bizlere ne demeli? Nedir bu “Bir şey olmaz, bir şey olmaz!” edaları? Önce güvenlik dostlar. Çünkü o olmaz dediğimiz “bir şey”, oldu mu bir kere olur zaten!
KARDİNAL HAZRETLERİ
Dönelim konumuza. Bugün özellikle kardinal efendiler üzerinde durmak istiyorum. Çünkü görebildiğim kadarıyla en çok kafa karıştıranlar ya da karıştırma potansiyeli olanlar onlar.. mış gibi duruyor.
Ama aslında hiç de öyle değiller. Akılda kolay kalmalarını sağlayacak yöntemleri keşfettiğimiz anda, ne kadar kolay olduklarını hep birlikte göreceğiz.
Efendim, kardinal şamandıraları isimlerini, Dan Brown Abimizin tarihi eserler ve şifrelerle bezeli kitaplarında bütün dünyaya öğrettiği, o Sistine Şapeli’ne kapanıp Papa seçen din adamlarından gelmez(bence). Belki kardinal başlığına benzetildikleri olmuştur ama bana sorarsanız, Latince’de “eksen-kutup” anlamına gelen cardo, cardin-, sözcüklerinden türetilmiş kardinal sözcüğünü takınmaları, muhtemelen, tehlikeyi, bir eksen kabul edip ona göre anlam ifade etmelerinden. Bu sözcüğün bir de, “en önemli, başlıca” gibi bir anlamı var ki, bizim konumuza bu da uyuyor.  Çünkü bu şamandırayı yanlış okur, doğusundan geçeceğimiz yerde batısından geçmeye kalkarsak, vay halimize! Yani bunlar en önemli şamandıralar!
OKA BAK OKA!
Burada takıldığımızı zannettiğimiz üç nokta var. Birincisi, kardinallerin tepelerindeki üçgenler(ki aslında birer koni onlar ama uzaktan bakınca her şey iki boyutludur, üçgen görünüyorlar o yüzden), ikinci olarak şamandıraların renkleri ve son olarak da, eğer varsa, fenerleri. Aslına bakarsanız bunların hepsi birbirine bağlı ve son derece kolay şeyler. Hiç de zor bir tarafları yok.
Kardinal şamandırası, tehlikelerin, yani kayalıkların, sığlıkların, topukların vs. yönünü gösterir bize. Örneğin, yüzeyin iki metre altında kayalık var. Ve batısındaki burna doğru devam ediyor. Bu kayalığın doğusundan geçmemiz gerekiyor selamet için. Şu halde yetkililer, o şamandırayı, tehlikenin azıcık doğusuna doğru koyacaklar ve şamandıra, üzerinde doğusundan geçmemizi isteyen üçgenleri, aynı şeyi söyleyen sarı-siyah renkleri ve gece de çakarıyla, bizim o tehlikenin doğusundan selametle geçip gitmemizi sağlayacak.
Peki, o üçgenleri, sarı-siyah renkleri ve feneri nasıl anlayacak, aklımızda nasıl tutacağız? 
Üçgenlerden(konilerden) başlayalım. Bunlar üçgen, ok ucu gibi yani. Demek ki bize bir yeri gösteriyorlar.
İki üçgenin ikisinin de ucu yukarıya bakıyorsa, (dünyanın yukarısı neresi: Kuzey) o halde bu bir kuzey kardinal. Yani onun kuzeyinden geçeceğiz.
Her iki uç, aşağı bakıyorsa (dünyanın aşağısı neresi: Güney) o halde bu bir güney kardinal. Yani güneyinden geçeceğiz.
Uçlar birbirine batıyorsa (adı üstünde) batı, yok ayrı yönlere gidiyorlarsa, yani birbirlerinden çıkıyor gibi, yani doğuyor gibilerse(yine adı üstünde) doğu kardinaldir.
Üçgen konusu bu kadar basit!
DÜNYA VE UZAY
Gelelim renklere. Sarı ve siyah renkler kullanılır bu şamandıralarda. Hemen söyleyelim, renkler, üçgenler, ışıklar standarttır ama şamandıraların standart bir tipleri yoktur. Metal çubuklarla üretilmiş olabilirler, duba olabilirler, tehlikenin üzerine sabitlenmiş beton olabilirler vs. Bizim deniz haritalarımızda “kara” yani “dünya”, yani “toprak” ne renkle gösterilir? Sarı. Peki uzay, yani Dünya’nın dışı, genel olarak ne renk kabul edilir? Siyah.
Dünya aşağıda, uzay yukarıda. Yani sarı altta, siyah üstte. Ne olabilir? Evet kuzey! Bildiniz. Dünya’nın yukarısına doğru bakıyoruz demek ki, bravo. Bu bir kuzey kardinal.
Dünya yukarıda, uzay aşağıda, yani yukarısı sarı, aşağısı siyah durumu için ne söylenmeli? Bravo bunu da bildiniz. Burası dünyanın güney kutbu. Yani şamandıra, bir güney kardinal. Güneyinden geçeceğiz.
Dünya ortada, üstte de altta da uzay var. Yani alt siyah, üst siyah, orta sarı. Yani bir şey Dünya’dan dışarı çıkmaya çalışıyor. Yani doğuyor. İşte doğu kardinal, doğusundan geçiniz.
Altta üstte Dünya, ortada uzay ya da alt sarı, üst sarı, ortası siyah. Bir şey Dünya’nın içine girmeye çalışıyor, yani Dünya’ya batıyor. Buyurun batı kardinal, batısından geçelim.
O, SAATİ SORDU, PAŞALAR “ÜÇ” DEDİLER!
Gelelim fenerlerine. Bu çok daha kolay. Lütfen sizler için hazırladığım, ev yapımı, dumanı üstünde taze grafiğe bakınız. Karşıdan bakınca üstten başlayarak saat yönünde hareketle, 12, 3, 6 ve 9 yok mu orada? Var! O yüzden yazdım öyle. Sanki saate bakarmış gibi bakınız.
Saat 3. Yani doğu. Belirli aralıklarla, mesela 10 saniyede bir 3 kere hızlı hızlı çakar. Bil ki doğu.
Devam. Saat 6. Yani güney. 6 çok hızlı, bir tane de, karışmasın diye uzun. Hani kimi oyun kartlarında, 6 ile 9 karışmasın diye 6’nin altına bir çizgi çekerler ya, o uzun ışık da o çizgi işte. Burası güney.
Gelelim 9’a. Belirli aralıklarla dokuz tane hızlı hızlı çaktı mı, bilelim ki burada batı kardinal var, batısından geçelim.

Ve son olarak kuzey! Saat 12. Kimse oturup gecenin köründe, soğukta, dümen başında, on iki tane ışığı doğru düzgün sayamaz. Say say bitmez. Bu nedenle kuzey kardinalin ışığı çakar da çakar, durmaz. Uzun bir aralığı yoktur. Durmadan çakar. Saymaya çalışmayın, deli olursunuz. Siz bunun kuzeyinden geçin gidin.
BASİT, ÖNEMSİZ DEĞİLDİR!
BİR UYARI DAHA: Biz biz olalım, özellikle gece seyri yapacaksak, yolumuz üzerindeki fenerleri mutlaka önceden çalışalım, dümende elimizin altında bir liste ya da daha iyisi bir güncel harita bulunduralım ki, fenerlerin bol olduğu yerlerde hiçbir şey birbirine karışmasın.
İşte böyle dostlar. Aslında çok kolay bu işler. Sadece bilmek, bilmiyorsak öğrenmek gerek. Düşünsenize, saat üç yönündeki doğu kardinalinin üç kere çaktığı gibi basit ve hap bir bilgiye sahip olmamak yüzünden başımıza gelebilecekleri! Aman aman! İyi seyirler efendim.
(Yelken Dünyası - Mart 2012)

1 yorum:

Halil Erçetin dedi ki...

Tayfun Bey, paylaştığınız bilgiler için çok teşekkürler. Biz amatör denizcilerin eksiklerini tamamlayıp, unuttuklarımızı hatırlatıyorsunuz. Hemde çok güzel ve akıcı bir dille.
İyi ki varsınız.

İLETİŞİM İÇİN:
tayfuntimocin@hotmail.com