BAZILARI ‘BÜYÜK’ SEVER


Giderek artıyor büyük tekne sayısı. İşe yeni başlayanlar da, olanakları elveriyorsa büyüğünü alıyorlar. Bunda bir sakınca yok. Ama büyük teknenin neler getirip neler götürdüğünü bilmeden yapılan alışverişler, sonrasında hüsrana da dönüşmemeli. Bunun için, artıları ve eksileri ile büyük-küçük tekne karşılaştırması yapmak gerek.

Günümüzde ‘orta karar’ düşünceler giderek azalıyor. Çünkü hayatta hiçbir şey artık pek ‘kararında’ olmuyor. Ya çok fazla birşeyler, ya da haddinden fazla az. Neyse ben felsefeye dalmayayım gene de konumuza hızla girelim. Bir büyük tekne sevdasıdır gidiyor. İmkânı olan teknesini büyütmeye (yani daha uzununu satın almaya) çalışıyor, imkânı daha iyi olan da daha ilk tekneden dev gibi tekneyi alıveriyor. Çevrede büyük tekne arttıkça, insanlar, arkadaşlarının yeni aldıkları epey büyük teknelerde misafir olup onun olanak ve lükslerine hayran kaldıkça, “Acaba biz de mi bundan alsak?” diye düşünmeye başladıkça, büyük tekne nüfusu arttıkça artıyor.
            İyi de, neden büyük tekne? Elbette tekne büyüdükçe lüksü ve konforu artar. Daha çok eve benzer. Daha çok elektrikli alet kullanım olanağı ortaya çıkar, daha daha daha olur her şey.
Fakat büyük teknede “daha” olanlar, iyi ve keyifli şeyler değildir sadece. Tekne büyüdükçe derdi de büyür. Neler olur mesela, gelin bakalım.

TEKNE BÜYÜDÜKÇE NELER OLABİLİR?
Bir kere her şeyden önce masrafı artar. Teknenin daha pahalı olduğunu zaten biliyoruz. Marina masrafı artar. Bakım masrafı artar. Karaya çekme ve denize indirme masrafı artar. Daha çok boya gider. Daha fazla işçilik gerektirir. Daha büyük çapa ve daha çok zincir satın almanız gerekir. Daha fazla sayıda usturmaça gerekir. Yelkeni daha büyüktür, daha pahalı olur. Büyük tekneyi gören ustalar, lokantalar vs. size daha kalabalık hesap çıkartır.
Bunların sizin için sorun olmadığını kabul ederek devam edelim.
·         Daha büyük tekne, daha çok rüzgâr tutar. Bu, limanlarda daha fazla savrulmak, rüzgâraltına kaymak anlamına gelir. Böylece, hiç alışık olmadığınız şeyler yapmaya başlar tekneniz. Kalabalık limanlarda, marinalarda başka teknelere, en azından teknenizin boyuna posuna alışana kadar daha çok yaslanır, hatta daha çok zarar verebilirsiniz. Tekne büyüdükçe, başka teknelere verdiğiniz zarar da büyür.
·         Küçük tekneye alışmış biriyseniz, limana girerken gazı kestiğinizde teknenizin belirli bir mesafede duracağını bilirsiniz. Büyük teknenin, daha zor durduğunu, daha zor yavaşladığını, hatta bir türlü durmadığını fark ettiğinizde iş işten geçmiş olabilir. Tekne, daha ağır, daha deplasmanlı olduğu için, onu durduracak direnç ya da karşı kuvvet de daha fazla olmalıdır. Siz bu gerçeği, başka bir tekneye çapanızla girdiğinizde anlarsanız, kötü tabii.
·         Belirli bir boya kadar, yani küçük bir tekneyi, tek başınıza yanaştırabilir, tek başınıza avara edebilirsiniz. Ama büyük bir teknede hemen her zaman, ikinci, bazen üçüncü kişiye gereksinim duyarsınız. Demir atmak da ikinci bir kişiyi zorunlu kılabilir. Eşle dostla denize çıkmak çok keyiflidir ama bunu her zaman istemek ya da buna her zaman katlanmak zorunda değilsinizdir ama büyük tekne bunu zorunlu kılar.
·         Klasik yelken sistemi olan bir küçük teknede, tek başınıza yelken basabilir, her türlü tramola-kavança gibi manevrayı tek başınıza halledebilirsiniz. Tekne büyüdükçe yardımcıya ihtiyaç duyarsınız. Hele şartlar zorlaştıkça, yardımcı gereksiniminiz de artabilir.
·         Demir atmak dedik ya… Demiriniz büyür ve ağırlaşır. 10 metrelik bir teknenin yaklaşık 10-12 kiloluk demirini, diyelim ırgatınız bozulduğunda, tek başınıza elle vira edebilirsiniz. 16 metrelik bir teknenin demiri ise 20-25 kilodur. Çekersiniz belki de… İşte…
·         Küçük teknede bulundurmanız gereken ve zaten de imkânlar dâhilinde bulundurabileceğiniz yedek parça bellidir, sınırlıdır. Tekne büyüdükçe daha çok yedek parçaya ve daha çok yedek parça depolama alanına ihtiyacınız vardır.
·         Küçük teknede acil bir durumda, neredeyse teknenin her tarafı elinizin altında gibidir. Ama büyük teknede olaya müdahale etmek için alacağınız mesafe artmış, aşmanız gereken engel çoğalmıştır.

TABİİ İYİ TARAFLARI DA VAR
Ama bu göz korkutan unsurların yanında, bir de iyi taraflarını sıralamak gerekir:
Tekne büyüdükçe;
  • Konfor artar. İstediğiniz gibi uzanır, dinlenirsiniz. Bulaşık makineniz, mikrodalga fırınınız, buz yapıcınız, uydu anteniniz size hizmet eder. (Tabii bunların hepsini ödersiniz.)
  • Daha çok güneşlenme alanı vardır. Küçük teknede olduğu gibi sırtınıza mapaydı, heç kenarıydı batmaz.
  • Güvertede daha geniş yan yürüme yolları vardır. Küçük teknelerde olduğu gibi kıçtan başa yürümek için daracık alanda yürümez, geniş bir yürüme yolunda rahat rahat ilerlersiniz.
  • Daha kalabalık misafir ağırlayabilirsiniz. Hem havuzlukta, hem de kamaradaki masa başında daha çok insan oturur. Küçük teknelerde genellikle “tıkışılır” ama bu ille de kötü bir şey değildir.
  • Tekne daha oturaklıdır. Daha sert havalarda daha fazla güven hissi verir. Ama bu daha güvenli olduğu ya da küçük teknenin güvensiz olduğu anlamına gelmez. Sadece ölçülerinden dolayı salınımları farklıdır, hepsi bu.
  • Çırpıntıları daha az hissettirir. Haliyle daha uzundur ve iki dalga arasındaki hareketi de ona göredir. Uzun tekne, birbirine yakın iki dalganın arasındaki çukura pek düşmeyebilir. Küçük tekne düşmeye mahkûmdur. Bu da sadece sarsıntı ve sesi arttırır.
  • Daha hızlı gider. Su hattı daha büyük teknenin daha hızlı gideceği malumumuz. O halde aynı rüzgârda büyük tekne, küçük tekneden daha hızlı yol alır.
  • Daha fazla depolama alanı/hacmi oluşur. Bu da daha çok elbise, daha çok erzak, daha çok şişe (artık ne şişesi olduğu size bağlı), daha fazla kitap anlamını taşır. Ne güzel.

DENİZCİ ULUS OLMAK VE TEKNE BOYU
Vurgulanması gereken önemli bir konu var. Denizci uluslarda, küçük tekne sayısı boldur, büyük tekne değil (o da bol olabilir ama önemli olan küçük teknelerin çok, hem de pek çok olmasıdır). Haftasonu geldi mi, aileler, küçücük teknelerine atlar, günlerini denizde/gölde geçirirler. Kimileri yanlarına buzluklarında yiyecek içecek alır, geceyi de, sakin bir koyda minik kamaralarına kıvrılıp demirde geçirirler. Ne güzeldir öyle bir gece. Desteklenmesi, el üstünde tutulması gereken de budur. Çünkü bu yolla denizcilik halka yayılır. Büyük teknelerin çokluğu, henüz denizden uzak kitlelere, “Bakın bu iş ne kadar pahalı” dedirtir. Oysa küçük tekneler bol olsa, düşünce aksi ama doğru yönde gelişir. Denizci uluslarda küçük tekne boldur. Büyük tekne bolluğu denizciliğin değil, birilerinin iyi kazandığının işaretidir sadece.

BENİM TERCİHİM GAZ LAMBASI
Burada sıralanan maddeler arttırılabilir. Amacım ne göz korkutmak, ne de vazgeçirmek. Sadece, büyük bir tekne alırken, neleri de yanında getirdiğinin bilinmesini sağlamak. “Aaa, ama bunu bana kimse söylemedi. Bilseydim almazdım” denmesin.
Kendi hesabıma, deniz hayatı demek, biraz mahrum olmak, biraz konfordan, biraz şehirleşmiş olmaktan uzaklaşmak demektir. Ben öyle seviyorum. Öyle gördüm. Havuzlukta cascavlak bir LED ışığı yerine, bumbanın ucuna asılmış gaz lambasını tercih ederim ben. İnsan doğaya huzur için çıkıyor. Evimdeki konforu ben denizde aramam. Ama arayana da karışma hakkım yok elbette. Sadece bilinsin istedim olanlar, artıları ve eksileri ile. Artık tercih, tekneyi alacaklara kalmış. Mutlu seyirler… (Yelken Dünyası Ekim 2015'te yayımlanmıştır.)


tayfuntimocin@hotmail.com / twitter.com/tayfuntimocin / www.facebook.com/tayfuntimocin

Yorumlar

Amcazade dedi ki…
Kaleminize saglık yine her zaman ki gibi makaleniz harika . Tekrar teşekkürler..
Dergidede okumuştum,güzel bir yorum,biz tekneyi büyütürken egede yedigimiz meltemin çok etkisi oldu.33 feet le her dalgada boguştuk durduk. Egede en az 40 feet olmalı tekne .
Ismail Sandan dedi ki…
Tayfun Reis Merhabalar,
Gerçekten yeni tekne alacaklara onları nelerin beklediğini,teknesi olupta biraz daha büyüğü olsun diyenlerede daha fazla mürettebat,külfet ve abrama sıkıntılarını özetleyen güzel bir yazı olmuş.Elinize sağlık...
Tayfun TİMOÇİN dedi ki…
Teşekkür ederim.

Bu blogdaki popüler yayınlar

DALGA YÜKSEKLİĞİNİ DOĞRU TAHMİN ETMEK

YELKENLİ TEKNE VE MOTORYAT, ÇAKARLA DOLAŞMAZ

ÇAPA - ÇIPA - ÇİPO - DEMİR