KIŞIN NEDEN DAHA ÇOK ZORLANIRIZ?

Yaz-kış yelken yapanlar, arada terlemek-üşümek dışında, başka farklar olduğunu da gözlemler. Kışın esen 15 mil rüzgârla, yazın esen 15 mil rüzgâr aynı değildir. Neden dersiniz?

Dikkatinizi çekmiştir, kışın 15 mil rüzgârda yelken yaparken, yaz aylarındaki 15 mile göre daha faza zorlanırız. Kışın tekne daha fazla yatar/bayılır. Kışın denizde daha çok zorlanırız çünkü soğuktur. Evet, ellerimiz, ayağımız üşür vs. ama bizim bahsedeceğimiz soğuk, başka şeylere yol açıyor.
Rüzgârın nasıl oluştuğunu biliyoruz. Isınan hava yükselir, onun altında boşalmaya başlayan bölgeye, bizim yaşadığımız düzeyde hava boşluğu olamayacağı için, başka bir yerden hava akar. Doğal olarak yükselmemiş, ağır olan, bir yerde duran havadır akan. Ağır olabilmesi için de ne gerekir? Soğuk olması. Evet “soğuk”. Soğuk derken, ille de kar havası gerekmiyor, öyle olsaydı yazın rüzgâr esemezdi. Aradaki çok küçük sıcaklık farklılıkları bu akışı oluşturur. Bizler de bu hava akışına rüzgâr deriz.

SOĞUK… BİRAZ DAHA SOĞUK.
Aynı bilgiyi değiştirerek tekrarlayalım: Isınan hava yükselir. Yani yukarı doğru çıkar. Dikine. Tabii kendi karakteristik davranışları ile olur bu, küt diye çıkmaz. Ama sonuçta yukarı çıkar. Onun yerine gelen ve bizim rüzgâr diye adlandırdığımız akan hava da, yükselene göre daha soğuktur. Pek çok detayı olan konunun, rüzgâr oluşumuyla ilgili özeti bu. Yani ne demek? Şu demek: Rüzgâr olabilmesi için, çevrede bir yerde mutlaka, “biraz daha soğuk” bir havanın olması gerekir.
Yazın bile rüzgâr estiğine göre, az önce de söylediğimiz gibi bu havanın çok çok soğuk olması şart değil. İyi de gerçekten hava çok çok soğuksa o zaman ne olur?

YOĞUNLUK, YANİ AĞIRLIK FARKI
En başta söylediğimize dönelim. Kışın yelken seyri yapanlar fark ediyordur mutlaka. Kışın esen 15 mil hava ile yazın esen 15 mil hava aynı etkiyi yapmıyor üzerimizde. Tekne daha çok yatıyor. (Üşüyor olmamız gibi insana ait unsurlar konumuzun dışında.) Rüzgârölçerimiz, yani anemometremiz her iki durumda da bize 15 mil rüzgâr gösterir ama etkileri farklıdır. Kışın olanı daha serttir, tekneye daha hırçın davranmaktadır. Nasıl oluyor peki bu?
Yanıtı basit. Soğuk! Sıcaklık düştükçe, havanın yoğunluğu artar. Soğuk hava, sıcak havaya göre çok daha yoğundur. Zaten rüzgârın oluşumunda da bu tanımı görmedik mi? Isınan hava, yoğunluğu aynı kalsaydı yükselemezdi. Yoğunluğu düştüğü için yükseliyor. Sıcak hava, sadece yükselmekle ve altına soğuk havayı çekmekle kalmıyor, hepimizin bildiği gibi Kapadokya’daki, içinde insanlar olan sepetleriyle balonları da uçuruyor. Yani, bir başka formun içine girdiğinde de vazifesini yapıyor hava.

SICAK ÇIKIYORSA SOĞUK DA İNİYORDUR!
İşte sıcak havanın balonu uçurması, daha doğrusu kendisiyle birlikte balonu da yukarı çıkartması gibi, soğuk havanın da içine girdiği şeye etkimesi son derece normal ve bizi şaşırtmıyor. Sıcak havayı balonla yükselmek için kullanıyoruz ama soğuk hava kimseyi yükseltmeyeceği, uçurmayacağı için kullanılmıyor elbette. Ama istemesek de yelkenlerimize doluyor soğuk hava. Ve… Evet bildiniz. Soğuk hava daha yoğun, başka bir deyişle daha ağır olduğu için, teknemizi daha fazla yatırıyor, bize hırçın davranıyor.
Tam da bu yüzden soğuk kış günlerinde esen 15 mil rüzgâr, anemometremize sadece 15 mil olarak yansırken, bize çok daha sertmiş gibi hissettiriyor. Bu nedenle, kışın denize çıkanların, daha çok bayılmaya hazırlıklı olmaları, teknelerinin bakımlarını eksik etmemeleri ve mümkünse, camadan vurma pratiğini önceden yapmaları iyi olacaktır.

KIŞI ES GEÇMEMEK LAZIM
Unutmayalım ki, yelken, bir yaz sporu değil, bir yaşam biçimidir. Yazın denizlerde dolaşıp kışın tekneyi unutanlardan olmayalım. Teknemizde bol vakit geçirip, artık vücudumuz ve misafirlerimizin dayanma gücü de elverdiğince, Olabildiğince seyre çıkalım.
Edebiyat devi Ernest Hemingway’in muhteşem kitabı “İhtiyar Adam ve Deniz” romanında güzel bir laf vardır: “Mayısta herkes balıkçı olabilir” der. Evet, güzel havalarda herkes denizci olur. Farkı yaratan, olumsuz ve sert koşullarla başa çıkabilme becerisi ve elbette bunu sağlayacak olan bilgidir. Bunlar da öyle kendi kendine olmuyor tabii. Keyifli bir kış, iyi, huzurlu, barış ve sevginin hâkim olacağı bir yıl dilerim. (Yelken Dünyası - Aralık 2015)


tayfuntimocin@hotmail.com

Yorumlar

Adsız dedi ki…
Çok keyifli bir yazı. Karşılıklı konuşuyormuş gibi heyecan ve enerji dolu.
Teşekkür ederim.

Bu blogdaki popüler yayınlar

YELKENLİ TEKNE VE MOTORYAT, ÇAKARLA DOLAŞMAZ

ÇAPA - ÇIPA - ÇİPO - DEMİR

DİVÂNÜ LUGÂTİ’T TÜRK’TE DENİZCİLİK TERİMLERİ TARAMASI