BAYRAK TAŞIMAK ya da TAŞIYAMAMAK!

Zaten kendi bayrağımızı istediğimiz gibi taşıyamıyoruz, bari hangi bayrağı taşıyorsak, onu taşınması gerektiği gibi taşımaya özen göstermemiz gerekmez mi? Bayrak bu. Bir milletin simgesidir ve kişilere, kurumlara değil, milletlere aittir.

            Artık herkes biliyor, yasal düzenlemelerin bir türlü gerektiği gibi yapılamamış olması nedeniyle bütün teknelerin Türk bayrağı taşıyamadığını. Yurtdışında çok uygun meblağlara bulunabilen ikinci el tekneleri satın alabiliyoruz ama mevzuat bize “Aldıysan aldın, Türk bayrağı çekemezsin o tekneye. Çünkü ikinci el ve çünkü yaptığın şey ithalata girer ki o da yasak” dediği için kendi malımıza kendi ülkemizin bayrağını çekemiyoruz. Yani neresinden bakılırsa bakılsın trajikomik bir vaka bu.
            Bunun Türk üreticiyi korumakla falan bir ilgisinin artık kalmadığını üreticiler bile görmekte ama nedense kimi kulislerde inatla direniliyor. Dünyanın her yerinde kaliteli ve iyi ürün pahalıdır. Ama gelişen teknoloji ile artık çok da berbat olmayan ürünler, eskiye oranla çok daha uyguna üretilebiliyor. İyi bir şey yaparsan, satılır. Her malın alıcısı vardır. Yelkenli tekne yapıp üstüne otomobil direksiyonu takan üretici de kusura bakmayın ama ayakta kalmayıversin! 
Üretici ister Türk olsun, isterse Mozambikli; tüketici benim ve tekne sahibi olmak için üç kuruşu denkleştirebiliyorsam, o paraya alabildiğim en iyi tekneyi alırım ve ben Türk olduğum için o tekne de Türk teknesi olur. Bu mantığa uygun mevzuat üretilemiyorsa, bunun bütün yükünü tüketici çekmek zorunda değildir. Zira yasalar, kendi aralarında çelişemezler.

HER TÜRK GEMİSİ TÜRK BAYRAĞI ÇEKER
            Bakınız Türk Ticaret Kanunu Madde 940: “(1) Her Türk gemisi Türk bayrağı çeker. (2) Yalnız Türk vatandaşının malik olduğu gemi, Türk gemisidir. (3) Birden fazla kişiye ait olan gemiler; a)Paylı mülkiyet halinde, maliklerin çoğunluğunun, b)Elbirliğiyle mülkiyet halinde, maliklerinin çoğunluğunun Türk vatandaşı olması şartıyla Türk gemisi sayılırlar.
Bu böyle gider. Daha da açıklayıcı kısımları var. Ama buradan çıkan sonuç şu değil mi: “Ben Türk’üm. Bu benim teknem(gemim). O halde bu bir Türk gemisi. Ve her Türk gemisi Türk bayrağı çekerse, buna da çekerim!” Ben mi yanlış anlıyorum? Hayır herkes gibi ben de doğru anlıyorum ama ikinci el tekne ithalatı da yasak. İyi de sayın seyirciler, bu bir tekne ithalatı değil ki! Kendime tekne alıyorum yahu! Yurtdışına çıktığınızda kendinize parfüm satın aldığımızda, parfüm ithalatı mı yapmış oluyorsunuz? Venedik’ten Murano camı bir vazo aldığınızda, vazo ithalatına mı girişmiş oluyorsunuz? Berlin’deki sokak satıcılarından çizik bir Elvis Presley plağı aldığınızda plak ithalatına mı başlamış oluyorsunuz? Türk müzik sektörü, siz yurtdışından plak aldınız diye batıyor mu? Benim gidip kendime yurtdışında herhangi bir yerden bütçeme uygun bir tekne alıp ülkeme getirmemin, neredeyse diğer hiçbir ülke için hiçbir sakıncası yok. Yabancı bayraklı olduğu sürece benim ülkem için de yok (giderek oluyor gerçi ya…). Fakat kendi tekneme kendi bayrağımı çekince devlet buna “ithalat” diyor. Neden? Ne alakası var? Bizim talebimiz ithalat falan değil. Kendimiz için satın aldığımız tekneye, yani artık “bizim” olmuş tekneye bizim bayrağımızı çekmek! Buna ithalat denmez, bayrak çekmek denir ve yukarıdaki kanun maddesi açıktır. Bu, bugünün meselesi değil, onlarca yıldır böyle. Ama çözüm bugün bulunursa hepimiz ne kadar seviniriz. İnanın, hiçbir Türk vatandaşı, yabancı bayrakla dolaşmaktan zevk almıyor, mutluluk ya da gurur duymuyor. Ama çözümü bulacak da biz değiliz. Her tekne/gemi, bayrağını taşıdığı ülkenin gururudur, bunu unutmamak gerek. Yabancı bayrakla dolaşan denizcileri, başka ülkenin gururu olmak zorunda bırakmamalı.

ORTAK BİRİKİMİN ÜRÜNÜ
            Tabii bunca anlattım ama aslında konumuz Türk bayrağı çekmek değildi. Teknelerde bayrak taşımak, bugünkü konumuz. Sezon açıldı ve denizlerin her köşesi hareketlendi. Tabii bayraklar çekiliyor, forslar, flamalar toka ediliyor vs. Pek çok kaynakta var. Benim kitabımda (Yelkenli Yatta Kendine Yetebilmek) da bir bölüm bu konuya ayrılmış durumda. Arayan bulur elbette. Bu konuda kanunumuz ve tüzüğümüz var. Ama halen teknelerde bayrak taşımak konusunda sıkıntımız var. Bunun bir nedeni de, aslında bayrak taşımanın her halinin yazılı bir metne dayanmıyor olması. Bu konuda bir de geleneklerimiz vardır. Denizcilik gelenekleri, denizcilerin ortak aklı, anıları, yaşam biçimlerinden kaynaklanır. Nasıl ki Lingua Franca, bu ortaklık sonucu oluşmuştur, aynı şekilde gelenekler de farklı milletlerin, farklı denizcilerinin asırlar boyu birlikte denizde mesai yapmasıyla oluşmuştur/yayılmıştır. Gelenekler yazılı değil midir peki? Kanun değildirler ama arayan onları da bulur.
            Gelin biraz bu konuya değinelim ve artık Türk denizcisi ne kendi bayrağını, ne taşımak zorunda bırakıldığı yabancı bayrağı, ne kulüp flamasını yanlış taşısın. Şu işin doğrusunu yapalım artık, ne dersiniz?

BAYRAĞA BAYRAK DENİR
            Her şeyden önce ister denizde olalım. ister karada, bayrağa “bayrak” denir, “sancak” denmez. Sancak, başka bir şeydir, askerî bir terimdir. Ait olduğu birliğin özel amblemini barındırır, kenarları püsküllüdür vs. Denizde bayrağa sancak demenin geçerli olduğu tek olay vardır, o da “sancak töreni”. Özel millî günlerde hani bayrağımızı yarıya kadar indirip (arya edip) sonra yeniden toka ederiz ya. Selamlama gibi… İşte ona Sancak Töreni denir. Askerî gelenekten gelen bir alışkanlıktır.
            Bayrak taşımayı bilmemekle, bayrağa saygısızlık etmek artık iyice birbirine karıştı. Bayrak, gönderde taşınır. Teknenizde bayrağınızı saygıyla dalgalandıracağınız bir gönderlik yer bulamıyor ya da göndere yer açmaya kıyamıyorsanız, hiç bayrak taşımaya çalışmayın daha iyi. Çünkü ıstralyada, puşpitte, güneş panelinde, şunun bunun krom borusunda taşımak, bayrağa saygısızlıktır. Lütfen, tercihen omurga hattında, mümkün değilse “sancak” tarafında bir gönder yeri ayarlayıp gönder taktırıverin. “İskele” tarafında olmaz ama gönder olsun da, biz ona da razıyız.

BAYRAĞIN VE GÖNDERİN BOYU
            Gönderin de müsamereye çıkan çocukların eline verilen küçük bayrakların çubukları kadar olmaması lazım. Çünkü teknenin bayrağının mini minnacık, mendil kadar değil, uzaktan görünecek kadar olması gerekir. Denizcilik geleneği, rüzgârsız havada gönderinden sarkan bayrağın en alttaki ucunun suya değmesi gerektiğini söyler. Açın eski gravürlere, tasvirlere, yağlıboya tablolara bakın lütfen. Hep öyledir. Ama ille de ölçü isterseniz, J. Vigor veriyor: “Teknenin her bir metresi için 7,5 cm.” Yani 12 metrelik bir tekneniz varsa, 12 x 7,5 = 90 cm. uzunluğunda bir bayraktan söz ediyoruz. Vigor öyle diyor ama ben de diyorum ki “Bu minimum ölçüdür. Bunun üstüne çıkabiliriz ama altına inmemeliyiz.” Gönderin de “arya” için uygun olması, yani bayrağın yarıya kadar indirilmesi (selamlama/sancak töreni) için uygun uzunlukta olması gerekir. Yani, bayrağın eni 50 cm. gönderimiz var 70 cm. Nasıl arya edecek bayrağını bu tekne? Edemeyecek tabii. Zaten bugün bayrak selamı ve sancak töreni yapan kaç tekne kaldı memlekette?

YABANCI BAYRAĞA SAYGISIZLIK OLUR MU?
            Ayrıca tekneniz ABD bayraklı ise, o bayrağa kötü davranmaya da hakkınız yok. Bayrak. bir ülkenin sembolüdür. Yüce Atamızın yere serili Yunan bayrağını kaldırtmasını hatırlayınız. Teknemizin bayrağı ister Türk olsun ister ABD, ona gereken tüm saygıyı göstermemiz gerektiğini unutmayalım lütfen. Bir Amerikalıyı, bizim bayrağımıza kötü davranırken gördüğümüzde kendimizi nasıl hissederiz, düşünsenize…

BAYRAK BOYANMAZ!
            Ama elbette biz kendi bayrağımıza iyi davranıyor muyuz ki? Bayrak, askerî tören dışında bir yere örtü gibi serilemez. Askerî törende de bir yemin unsuru olduğu için üzerinde saygılı ve kutsal kabul edilen bir seremoni gerçekleşir. Otellerde vs. düzenlenen törenlerde kürsüye raptedilen bayraklar var. Edilmez, yanlıştır. Bayrak, bütünü görünecek şekilde asılır ancak. Fırdolayı bir kürsüye, sandalye kaplaması gibi sarılmaz, sarılamaz. Bayrak, hava araçları dışında bir yere boyanmaz/resmedilmez. Bayrak, dalgalanması gereken bir şeydir ve hangi araçlarda dalgalanabileceği de Kanunla bellidir. Bugün bakıyorsun, kamu araçlarında boyanmış bayrak var. Yasaya aykırı. Suç! E üzerine kuş pislemiş? Kedi çıkmış üstünde uyuyor? Razı mısın? Ben değilim dostum. Yasa da değil.

KARAYA ÇEKİLEN TEKNELER
Teknemizi karaya çekince bayrağını indiririz. Karadaki teknede bayrak dalgalanmaz. (Askerî gemiler hariç.) Kış boyu limanda karada duran teknenin bayrağı, bir süre sonra zaten bitiyor, tükeniyor, kalmıyor. Bırakılmaz. Karaya çekilmiş teknede bayrak bırakılmaz.
Birden fazla direğiniz varsa, eğer kıçtaki direğin bumbası seyir sırasında bayrak gönderi ile çatışacak ya da gönder, güvertede çalışmaya engel olacaksa, o zaman bayrak, kıçtaki direğin(mizana) şapkasına toka edilebilir.
Motoryatlarda da, kıç taraf ne kadar karışık olursa olsun bayrak, ana güverteden başlayarak aynanın dışına sarkacak şekilde yerleştirilmiş gönderde taşınır.

AÇIKDENİZDE VE SEYİR SIRASINDA
Yabancı bayraklı bir tekne(yani bizim ABD bayrakları teknelerimiz de bu gruptadır), bağlı bulunduğu ülkenin bayrağını, yukarıdaki tüm kural ve esaslara göre taşır. Misafir olduğu ülkenin bayrağını ise(bu evsahibi Türkiye bile olsa), sancak gurcatasında taşır. Yani ABD bayraklı teknemiz mi var? O zaman ABD bayrağı kıçtaki gönderinde, Türk bayrağı da sancak gurcatada olacak.
Seyirde ve özellikle açıkdenizde bayrağın gönderinde taşınması zorunlu değildir. Bayrak, geminin milliyetinin tanıtılmasının gerektiği hallerde gönderine basılır. Ancak, bir ülkenin karasularında seyrederken bayrağın gündüz saatleri içinde devamlı taşınması gerekmekte, geceleri de taşınması, uzaktan projektörle aydınlatıldığı takdirde görülebilmesi amacıyla, önerilmektedir.

LİMANDA SANCAK TÖRENİ
Limanda, bayrağın gönderinde, hem limanda yürüyenlerin, hem de diğer teknelerde bulunanların gözleri hizasına yakın taşınması esastır. Bayrak, sabahları saat 08.00’de gönderine çekilir, akşamları günbatımında indirilir. Eğer uzun yaz günlerinde günbatımı saat 21.00’den sonraya kalıyorsa bayrak, en geç saat 21.00’de indirilir. Bu amaçla, limanda, sırası ile varsa donanmaya ait bir askeri filonun komutan gemisinin, filo olmayıp tek bir askeri gemi varsa onun bayrak törenine uyulur. Bunlardan hiçbirisinin bulunmaması halinde, her yat sancak törenini kendisi uygular. Yani günbatımından sonra bayrak gönderinde kalmamalıdır.

KULÜP FLAMALARI

Üyesi olduğumuz kulüp ya da bize göre özel ne varsa onların flama, sancak, bayrak vb. unsurlarını da iskele gurcataya çekeriz. Kulüp/komodor forsu gibi belirleyici unsurlar, direk tepesinde (şapkasında) oluşturulacak özel mekanizmaya da çekilebilir. Bu gibi unsurlar, tene karadayken indirilmese de olur.

(Yelken Dünyası - Haziran 2016)

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

DALGA YÜKSEKLİĞİNİ DOĞRU TAHMİN ETMEK

YELKENLİ TEKNE VE MOTORYAT, ÇAKARLA DOLAŞMAZ

ÇAPA - ÇIPA - ÇİPO - DEMİR