AMATÖR İLE PROFESYONEL ARASINDAKİ FARKLAR

AMATÖR İLE PROFESYONEL ARASINDAKİ FARKLAR
Geçen ayki sohbetimizde yarışçı ile gezgin arasındaki farkları ana hatlarıyla ele almıştık, bu ay da amatör ile profesyonel arasındaki farkları ele alalım. Zira teşhisleri doğru yapmazsak, olası tedavileri de baştan başarısızlığa mahkûm etmiş oluruz.

           
            Amatörle profesyonel arasındaki fark, isimlerinden başlar. Biri amatördür, diğeri profesyonel. Şimdi bu kadar tuhaf bir cümleyi neden kurduğumu açıklamama izin verin lütfen çünkü fark, kavramlardan başlıyor. Birkaç defa daha çeşitli vesilelerle yazmıştım ama tekrarlamak gerektiği açık, zira hatalar devam ediyor. Biz kavramları sıklıkla birbirine karıştırıyor, birini, hiç anlamı yokken bir başkasının yerine çekinmeden kullanabiliyoruz. Amatör ve profesyonel kavramları da bunların arasında. Genellikle bir işi çok iyi beceren kişiye, hiç ilgisi olmadığı halde “profesyonel”, işi beceremeyen, yüzüne gözüne bulaştıran ya da bulaştırırcasına yapanlara da, yine ilgisi olmadığı halde “amatör” diyoruz.

TANIMLAR ÇOK ÖNEMLİ
            Profesyonel, bir işi para karşılığı yapan kişiyi tanımlar. Annelerimiz çok güzel yemek yaparlar mesela, hiçbir yemek anne yemeğinin yerini dolduramaz. Ama annelerimiz bu “çok güzel ve çok iyi” yaptıkları iş karşılığında kimseden para almazlar. Bu nedenle profesyonel değildirler.  Oysa bir restorana gidip kötü, lezzetsiz, kıvamsız bir yemek yiyebilirsiniz. (olasılık tabii, genelleme yapmıyorum. Sadece bir örnek.) Bu yemeği hazırlayan ise, yaptığı işin karşılığında maaş alan bir aşçıdır. Yani profesyoneldir. Bedavaya yemek yapan annemizin yemeği müthişken, profesyonel aşçının yemeği kötüdür.
            Biz, kötü, derme çatma işler için “amatörce yapılmış iş” deriz sıklıkla. Yapanlar, profesyonel olsa bile. Çok iyi yapılmış bir işi de aklımız sıra taltif etmek için “profesyonelce yapılmış, bravo” diye yücelttiğimizi zannederiz. Yapanlar amatör olsa bile. Burada aslında “amatörce yapılmış iş” derken, “acemice yapılmış iş, üstünkörü, derme çatma iş” demek istemekteyizdir. “Profesyonelce” diyerek övdüğümüz şey de aslında “ustaca” yapılmış, iyi ve başarılı bir şeydir. Yani amatörü acemi yerine, profesyoneli de usta yerine kullanıp dururuz. Oysa amatör, yaptığı işi gönülle, para almadan, zevk için veya istediği için yapan kişiyi tanımlar. İşini ustaca yapan amatör olduğu gibi, işini acemice yapan amatör de olabilir. Tıpkı işini eline yüzüne bulaştıran, yani acemice yapan bir profesyonel olabileceği gibi.
           
ARTIK DENİZCİLERE GEÇEBİLİRİZ
Bu kavramsal ayrılıkları düzelttiğimizi düşünerek denize dokunalım. Biz amatör denizciyiz. Denize açılırken kimse bize para vermiyor. Hatta vermek ne kelime, cebimizden dünyanın parasını harcayabiliyoruz. (Herkesin cebinin potansiyeli farklı olabilir.) Fakat profesyonel denizciler, elbette her şey para değildir, ama bu işi bir görev, iş, meslek ve geçim için yaparlar. Tek tek ele alalım.

BALIKÇILAR
            Balıkçılar, soframızda yediğimiz mis gibi balıkları tutan gruptur. Balık denizde olduğu için onlar da denizde tutarlar. Eğer balık ağaçta olsaydı, balıkçılar denizci olmazlar, mesela çiftçi olurlardı. Balıkçılık zor iştir. Özellikle kış aylarında, bizler rahat ve sıcak tekne giysilerimiz için gezinirken, onlar sürekli ıslak ellerini buz gibi rüzgârda çatlatır, neredeyse donarak çalışırlar. Kışın avlanan balıkçıları ve çalıştıkları şartları gördükten sonra satın aldığım hiçbir balığa “amma da pahalıymış” demiyorum artık.
Biz amatör denizciler, çok soğukta denize açılmak istemeyebiliriz ve çıkmayız. İsterse evimizde sıcak kahvemizi yudumlar, isterse teknemizde ısıtıcıları açarak dostlarımızla sohbet etmeyi tercih edebiliriz. Bunu yaptığımız için kimse bize hesap sormaz. Fakat balıkçı, yani profesyonel kişi, evine ekmek götürmek zorunda olduğu için, “hava da çok soğuk, ben bugün denize açılmayacağım” diyemez. Amatörle profesyonel arasında böyle bir fark vardır.

GEMİCİLER
            Ticaret gemilerinde çalışan kişilere “gemici” denir. Şimdilerde “gemi adamı” diyorlar. Bir meslektir. Yolcu da taşıyabilirler, yük de. Gemici, usta gemici, güverte lostromosu, vardiya zabiti, kaptan, uzakyol kaptanı, makinist, yağcı, makine lostromosu gibi kategorileri vardır bu mesleğin. Eğitimi vardır, kategorilerin lisansları, belgeleri vardır. İş arayan herhangi bir genç, belki arkadaş önerisi, belki şartların yönlendirmesi ile gemici olabilir. Denizi sevmek, ona âşık olmak gibi bir şart aranmaz. Çalıştıkları yere göre belirli bir maaşları vardır. Bazı gemi adamlığı kategorilerinde çalışanlar, uzun süre denizi görmeden yol alabilirler. Gemilerin aşçısı da vardır. Belirli kategoriler dışındaki gemiciler, kaptanın sahip olduğu bilgiye sahip değildirler ve gemiye manevra yaptırmayı, harita okumayı bilmeyebilirler. Kimse de bunu garipsemez. Kaptan da yağcının işini çok iyi bilemeyebilir. Herkesin bir iş bölümü ve görev tanımı vardır gemide.
            Belirli bir tarihte falanca limandan yük alırlar, onu belirli bir tarihte filanca limana teslim etmek mecburiyetleri vardır. Arada başka bir limana uğrayıp bir kısım yüklerini boşaltır, yenilerini alırlar ve yola devam ederler ama belirlenen tarihte belirlenen yerde olmak durumundadırlar. Fırtına da çıksa, gök yarılıp denize de karışsa, yola devam edilmelidir. Sözleşme, anlaşma her ne ise o, çiğnenmez.
            Biz amatör denizciler ise “bugün hava kötü, açılmayacağım” deme hakkına sahibizdir ve kimse bize bunun hesabını sormaz. Hatta “önümüzdeki hafta boyunca hava kötü, ben bu limandan bir yere kıpırdamam” bile diyebiliriz. Bir hafta gecikme, profesyonel için büyük sorunken, bizim için gezmek, dolaşmak anlamına gelir.

ASKERLER
            Deniz Kuvvetleri Komutanlığı’na bağlı pek çok birlik ve görev vardır. Meslek olarak askerliği seçmiş kişilerden oluşur ve kişisel tercihleri olarak denizci sınıfına dâhil olmuşlardır. Sâhil Güvenlik de bu çatı altındaki bir kurumdur. (Vatani görevini yapan Mehmetçikleri dışarıda bırakıyorum çünkü vatani görevdir, nereye gönderirlerse orada gururla askerliğimizi ifa ederiz.)
            Ulu Önder’in “Mevzubahis vatansa gerisi teferruattır” sözü, asker denizcilere tam oturur. Eğer vatan savunması ve görev tanımlarındaki diğer işler gerektiriyorsa, denizde fırtına mı varmış, hava soğuk muymuş, çok mu sıcakmış, hiçbir şeye bakmaz, gemilerine atladıkları gibi olaya müdahale ederler. İsterse deniz karşılarına dağ gibi dikilsin, isterse buz tutsun, fark etmez. Görev görevdir, emir demiri keser. Tanıdığım bütün asker denizciler de, sadece o işten maaş aldıkları için değil, ruhlarını katarak bu işi yaparlar. Ama yine de profesyoneldirler. Hepsine şükran borçluyuz.
            Amatör denizci için böyle bir durum var mı? Yani mutlaka gitmemizi, denize açılmamızı gerektiren? Yok. (99 depreminde amatör denizcilerin tekneleri ile ne kadar güzel işler yaptıklarını da bu arada hatırlatalım.) Elbette vatan söz konusu olduğunda hepimiz gerekeni yaparız, burada söylemek istediğim, hiçbir zorunluluğumuz olmamasıdır.
            İşte böyle dostlar. Biz amatörler, acemi de olabiliriz, usta da. Ama ne olursak olalım, bu işi sevdiğimiz için, gönülden istediğimiz için, mecbur olmadan zevkle yapmaktayızdır. Bizi amatör yapan budur. Amatör ya da profesyonel, bütün deniz insanlarına selametler dilerim.
tayfuntimocin@hotmail.com

(Yelken Dünyası, Nisan 2017)

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

YELKENLİ TEKNE VE MOTORYAT, ÇAKARLA DOLAŞMAZ

ÇAPA - ÇIPA - ÇİPO - DEMİR

DİVÂNÜ LUGÂTİ’T TÜRK’TE DENİZCİLİK TERİMLERİ TARAMASI