ZORLANIYORSA TERSLİK VARDIR


Normal şartlarda teknedeki hiçbir donanım zorlanmadan, rahat rahat çalışır. Örneğin vinç kolaylıkla dönmeli, sarma yelken kolaylıkla açılmalı, gaz kolu kolaylıkla ileri-geri hareket etmelidir. Zorlanıyorlarsa kesinlikle orada bir terslik vardır. Daha da zorlamaya çalışmadan hemen durmak ve ne olup bittiğini anlamak durumundayız.


            Zaman zaman hepimizin başına gelir. Örneğin vinçle bir halatı lava ederken (laçkanın tersi. Laçkaya laşka da denir) normal olarak akan halat, bir anda kasılır ve gelmez olur. Biz de doğal bir refleks olarak daha fazla güç uygulamaya çalışırız. Oysa normal bir teknede, normal şartlarda hiçbir şey bu kadar zorlanarak çalışmaz. Elbette biraz yük olması normaldir ve yük altında biz de tereyağından kıl çeker gibi (ne tuhaf bir deyim) iş göremeyebiliriz. Burada bahsettiğim zorlanma, normal ve sıradan yüklerin yarattığı ağırlık değil, kasılmalar, durmalar, tıkanmalar, sıkışmalar.

BİRAZ YORULMAK DOĞAL TABİİ
Örneğin ön yelkeni sararken biraz yorulabiliriz ama iş kendimizi parçalamak noktasına geliyorsa, orada mutlaka ama mutlaka bir sorun vardır. Bu tip pek çok öykü dinledim, olaya tanık oldum. Ya altından sarma sistemine sıkışmış bir halat, ya ıstralyanın tepesindeki mekanizmaya dolanmış bir mandar, ya fazla gevşemiş hatta yerinde olmayan bir vida vs. çıkar. Ama bir şey mutlaka çıkar. Çünkü, en başta da söylediğim gibi yelken sarmak öldürücü değil, en fazla biraz yorucu bir iş olabilir. Hepsi bu.
Ya da demir alıyorken ırgat kasılır bazen. Sigorta atar. Denizci ırgatı açar yeniden zorlar, sonra yeniden, biraz daha… Sonra olanlar olur veya çapa aşağıda kalır, ya zincire bir şey olur, ya ırgat yanar ya da dipten başka bir zincir veya benzeri bir şeyi yukarı çıkartırız. Oysa iyi döşenmiş, bir şeye takılmamış, üzerine başka bir zincir döşenmemiş bir demir, çok zorlanmadan vira edilir, edilmelidir. Eğer ırgatın elektrik tesisatında bir sorun yoksa, sigorta ikide bir atmaz.

FARKINDA OLMADAN DEVREYE GİREN OTOPİLOT
Dümenin rahat rahat iskele-sancak yapmasına engel olacak hiçbir şey yoktur. Ancak abartılı havalarda biraz zorlayabilir, o kadar. Bir arkadaşım yıllar önce dümenin kendisine çok direndiğini hatta tamamen takıldığını hissedip zorlamaya devam etti. Ham da gürültülü ve sıkıntılı, epey de pahalı bir sonuca ulaşana kadar zorladı. Meğer dizi düğmeye dokunup otopilotu devreye sokmuş. Güçlü rüzgâr ve dalgalarla yol alan arkadaşım, o sırada bunu fark etmemiş, aklına da gelmemiş. Sonradan pişmanlıkla anlattı: “Bir saniyeliğine zorlamayı bırakıp şöyle bir bakınsaydım, dünyanın parasına mal olmayacaktı bu iş.” İşte anahtar burada: Durup bakınmak!

ÇÖZÜM DURUP BAKMAK
            Vinç çeviriyoruz, dümen tutuyoruz, yelken sarıyoruz, demiri vira ediyoruz… Artık her ne ise… Bir anda işlemin takıldığını, durduğunu, kasıldığını fark ediyoruz. Asılmaya, zorlamaya devam etmek yerine yapmamız gereken şey durup kontrol etmek. Çünkü biliyoruz ki tekne donanımındaki her şey böyle zorlanmadan çalışmalıdır, demek ki bir sorun var ve birşeyler ters gidiyor.

BAŞ ISTRALYAYA HALAT DOLANMIŞ
Bir Güney Yarışı’nın startına giderken fazla kasılan cenova ıskotasının daha fazla zorlanmasına izin vermeden kontrollerimizi yapmış, baş ıstralyanın yerinden çıkmak üzere olduğunu fark etmiştik. Sonra yaptığımız araştırmada gördük ki bir gün önce tekneyi İstanbul’a götüren ekip, şapkaya yakın yerde ıstralyaya mandarın dolandığını fark etmeden asılmış da asılmış. Elbette start hattına gitmedik. Derhal bir yedek mandarı baş taraftaki bir mapaya gererek direği sağlama aldık ve derhal marinaya döndük. Eğer durup kontrol etmeseydik ve zorlamayı sürdürseydik, belki start alırdık ama kısa süre içinde direk de tepemize inerdi! Masraf, baş ıstralyanın değişmesiyle sınırlı kaldı ve kimseye bir şey olmadı. Maazallah direk kırılsaydı, hem can yanabilirdi, hem de kesin olarak daha çok masraf çıkardı.

VİRA DEMİRDE ZORLANMAK
Demiri vira ederken normalin ötesinde zorlanma varsa ne yapacağız? Kaçınılmaz olarak durup kontrollerimizi gerçekleştireceğiz. Aksi halde ya çapayı bırakırız orada ya ırgatı. Ve böylesi bir kontrol, sıklıkla denize atlayıp durumu bizzat görmekten geçer. Belki yakın çevrenizde sizden sonra gelip demir atmış bir tekneyi görür ve ondan rica ederek sakince demir almasını sağlayabilir ve istenmeyen durumdan kurtulabilirsiniz ama çevrenizde tekne yoksa ya da üzerinize kimsenin zincir döşemediğinden eminseniz, o zaman sorun dipte bir yerde demektir. Tabii -daha önce yazmıştım- demir şamandırası kullanıyorsanız işiniz biraz daha kolay olur ama konumuz bu değil, lafı uzatmayacağım. Konumuz zorlanmalar.

BİZİM KASMA TAKINTIMIZ
Bir de kasma/germe takın
tısı var ki, o da başka pek çok soruna neden olabiliyor. Bizde kazma takıntısı var. Bulduğumuz bütün halatları dibine kadar kasmak gerekiyormuş gibi bir davranış biçimine tanık oluyorum. Iskota kasılır sonuna kadar, hava ne olursa olsun yelken gerilir darbuka derisi gibi, o kasılır, bu kasılır… Ve işin bütün zevki kaçar. Tekne doğru gitmez, işler ise ters gider. Başka sebepler yerine bu sefer sebep biz oluruz. Yani tersliğin ta kendisi olmuşuzdur. Bu hatırlatmayı da yapmış olmak istedim. Zira her halat her zaman kasılmaz, yelken her daim davul olmak zorunda değildir.

Kasılmasız, sıkıntısız seyirler dilerim. 
(Yelken Dünyası Temmuz 2017'de yayımlanmıştır.)

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

YELKENLİ TEKNE VE MOTORYAT, ÇAKARLA DOLAŞMAZ

ÇAPA - ÇIPA - ÇİPO - DEMİR

DİVÂNÜ LUGÂTİ’T TÜRK’TE DENİZCİLİK TERİMLERİ TARAMASI