TEKNE HALILARI

Halı, gerçekten konfor getiriyor. Ancak hijyen sorunu ve zeminin kayması gibi başka problemlere de gebe. Peki halımızdan vazgeçmeden onu doğru şekilde nasıl kullanacağız?

Özellikle yaz bitip de havalar serinlemeye, çıplak ayağımız üşümeye başladığında aklımıza daha çok gelmeye başlayan halıların hayatımıza konfor kattıkları kesin. Kendi adıma, halıya basmayı, çıplak zemine basmaktan her zaman daha çok sevmişimdir. Yumuşaklığın ve ılıklığın konforu, ne kadar kaliteli olursa olsun çıplak zeminden yüksektir.
Halılar çeşit çeşit. Desenlisi düzü, uzun tüylüsü kısa tüylüsü, serti yumuşağı, kayanı kaymazı… Elbette göz zevkimizi okşayacak, kamaranın genel görünümüne uyum sağlayacak, şıklıkla yakışacak ve konfor talebimizi karşılayacak bir ürün almak hepimizin hakkı. Marka ve modellerin üzerinde duracak değiliz, seçenek çok. Ancak doğru ürünü almak için hem kendimizi, hem de teknemizi iyi tanımamız gerekiyor. Ürünleri, artıları ve eksileri ile değerlendirmek şart, aksi halde başımıza başka şeyler gelmesi kaçınılmaz. Ne kastettiğimi anlatacağım.

HİJYEN SORUNU
Evet, halılar hayatımıza konfor katıyorlar. Ancak halının, konfordan başka şeyler kattığı da ayrı bir gerçek. Hijyen sorunu bunlardan biri. Uzun-kısa tüy durumuna göre değişse de her halı biraz toz tutar. Denizde tozun ne işi var demeyiniz. Limanda bağlıyken, koyda demirdeyken çevreden, özellikle toprak yollardan geçen traktörler, asfalttan geçen araba ve kamyonlar, “öf amma da gürültü etti” demekten gayrı farkına bile varmadığımız büyük nakliye araçları sayesinde tekneye toz yağar. Seyir sırasında rüzgâr ve serpinti ile, onun dışında titiz tekne sahiplerinin sık sık teknelerini temizlemeleri ile güvertede pek toz kalmaz. Sadece vinçlerin, makaraların gizli saklı köşelerine sinip, içine saklandıkları donanımı bozmayı sinsice beklerler ama bu başka bir yazının konusu. Fakat güverteye yağan tozun, yağmurla birlikte inen ince çöl kumu zerreciklerinin, kumsaldan ayağımızla taşıyıp tamamen temizlediğimizi sandığımız kumun, rüzgâr veya bizim marifetimizle kamaraya girdiklerini pek hesaba katmayız. Şurası bir gerçek ki toz/kum vs. sürekli dışarıdan içeriye taşınıp durur. Tekne ayakkabısı kullanmak, genel temizlik için iyi bir yöntem olsa da, tozun taşınmasına fazla engel olmazlar. Uzun lafın kısası, halılar tozludur.

ÇÖZÜM İYİ BİR SÜPÜRGE
Toz alerjisi olan birinin teknenin içine girdiğinde durmadan hapşırdığına tanık oluyorsanız, bilin ki halılarınız yükünü almış. Halı yoksa da gereken elbette yapılmalı. Gereken nedir peki? Vakum gücü yüksek bir elektrikli süpürge. Onların da türlüsünü piyasada bulmak mümkün. Dilerseniz, seyirde, koyda kullanmak üzere 12V ile çalışanı, dilerseniz limanda kullanmak için 220V ile çalışanı, dilerseniz her iki güçle de çalışabilenleri emrimize amade. Toz alerjisi olmak zorunda değil tabii temizlik için. Halıları sıklıkla temizlemek, hayatımızı ve yaşam konforumuzu artıracaktır.

TOZDAN BETERİ VAR: KAYMAK!
Ancak tozdan kirden çok daha önemli getirisi, belki de zararı daha var halıların: Dengesizlik. Zemine çok iyi tutturulmamış, kaymazlık özelliği bulunmayan cicili biçili halılar, sakatlanmak için birebir. Yelken seyri sırasında hafif yatmış/bayılmış teknenin içine girdiğinizde ayağımızın altında kayan bir zemin olmasını kesinlikle istemeyiz. İstemeyiz ama bazen tutup o kayan zemini kendimiz koyarız farş tahtalarının üzerine.
Piyasada, üzerine basıldığında, zemin kaç derece eğik olursa olsun kaymayan halılar da mevcut. Eğer göz zevkimizi fazlasıyla okşayan bir halı bulduysak, ama o halının da kaymazlık gibi özelliği yoksa, onun da çözümü var. Kaydırmaz malzemeler satılmakta. İş, kaydırmaz malzeme ile halıyı birbirine sıkıca raptedebilmekte. Bunun en iyi yolu da iyi bir dikiş. Bazen yapıştırıcı vs. kullanılmakta ama zaman içinde etkinliğini yitirmeyen yapıştırıcı bulmak ayrı bir zorluk. Çift taraflı bant kullanarak halıyı zemine yapıştıranlar da var. Geçici bir çözüm olmakla birlikte, bandın zemine yapışıp kalması ve gerektiğinde zeminden yapışkan malzemeyi kazımanın güçlüğünü, kazırken de tahtalara zarar vermenin kaçınılmazlığını göz önünde bulundurmak gerek. Benden tavsiye, en iyi dikiş.

HER MALZEME TİTİZLİKLE TEST EDİLMELİ
İyi bir dikişe rağmen, lütfen kaydırmaz malzemenizi ve kaymaz diye satın aldığınız halınızı test ediniz. Üzerine ağırlık vererek zeminde kayıp kaymadığına bakınız. Çünkü, seyir sırasında, çok da hararetli bir anda, örneğin acil bir çağrı için harita masasının yanındaki telsize koşturarak giderken, ayağımızın altından zeminin kayması, kafamızı bir yere vurmakla, kolumuzu bacağımızı incitmekle, hatta kırmakla sonuçlanabilecek bir felakete davetiye çıkartabilir. Selametin içindeki konforun, felaketin içindeki canavara dönüşmesi bazen an meselesidir. Bunun için dikkatli seçimler yapmak, doğru malzemeyi satın alıp doğru şekilde kullanmak bize kalıyor.

SON BİR ÖNERİ

Bir de son öneri: Eğer halımızın kaymazlığından şüphemiz varsa, hatta daha önce seyir sırasında kaydığına tanık olmuşsak, seyre çıkmadan önce lütfen onları ayak altından kaldıralım. Konfor limana kalsın. Biz de kazasız belasız seyrimizi tamamlayalım. Selametle efendim. (Yelken Dünyası Ekim 2017)

Yorumlar

Adsız dedi ki…
Sevgili Tayfun,
Altı kaymaz kaplı halılar da mevcut. Yada bahsettiğin gibi kaymaz malzeme ayrı bir kat olarak halıya dikilebilir.
Ancak kaymaz malzeme 1-2 sene içinde ufalanarak dökülüyor. Hele halıyı yıkarsan kaymaz kat çok kısa sürede bozuluyor.
Bozulmayanı var mıdır bilmiyorum. Ama 3-4 komşu teknede sonunda halılar çöpe gitti.
Ben altyüzeyi dokusuz malzeme ( keçe, fleece, nonwoven vs denilen ) olan halıdan aldım, duvardan duvara karton şablon çıkararak halıyı kestim. Sanırım 3 yıl oldu sorunsuz kullanıyorum.

Sevgiler
Nihat Erdin

Bu blogdaki popüler yayınlar

ÇAPA - ÇIPA - ÇİPO - DEMİR

PÎRÎ REİS NEDEN ÖLDÜRÜLDÜ?

DALGA YÜKSEKLİĞİNİ DOĞRU TAHMİN ETMEK