AYKIRILAMAK ve BROŞ

Tekne aykırılar mı, broşa mı düşer? Yoksa her ikisi birden olabilir mi?
Bunlar aynı şey mi, başka şeyler mi? Gelin birlikte öğrenelim.

Bizde genellikle balonla seyirde yaşanır ve insanı hayli zor durumda bırakır.
Bunu deneyimlememiş yarışçı yoktur.
Varsa da önünde sonunda deneyimleyecektir
            Rahmetli üstadımız Sadun Boro, denizci dilini büyük özenle kullanırdı. Hassasiyet gösterdiği bu konuda yanlışa kızar, insanların, Türkçesi dururken bir terimin İngilizcesini kullanmasına içerlerdi. Oysa yıllarca İngiltere’de okumuş biri olarak hiç şüphesiz denizciliğin İngilizce terminolojisine de hâkimdi ve eminim hepimizden daha hâkimdi. Bir İngiliz’le birlikte yaptığı okyanus seyahati ise cabası. (Bkz. Bir Hayalin Peşinde / Yarım Asır Evvel Bir Atlantik Serüveni, Sadun Boro, Ege Yayınları, Eylül 2004)
            Sadun Ağabeyimiz, Pupa Yelken’de (yeni baskı s.41) ikiz yelkenlerin nasıl çalıştığını şekil çizerek anlatmıştır. Bu şeklin altında, şöyle bir ibare vardır:
Tekne sancağa aykırıladığı takdirde…” Aykırılamak? Herhalde gitmesi gereken rotadan ayrılmak anlamına geliyor olmalı diye düşünerek çalışmaya başladım. Lingua Franca içinde bulunmayan bu sözcüğün, dilimize son dönemlerde, belki son bir veya iki yüzyılda girmiş olabileceğine inanıyordum. “Aykırılamak” üzerinde yoğunlaştığım sırada, karşıma bir başka metin çıktı. Hem de çok eskilerden! 17. yüzyıldan!

ÖNEMLİ BİR ESER
Efendim, azat edilmiş olsun veya olmasın, esirler tarafından kaleme alınmış, bir çeşit seyahatname olan eserlere “esâretname” denir.  Bir esâretname olan, Yûsuf Efendi’nin Makāle-i Zindancı Mahmûd Kapudan Berây-ı Feth u Zafer-i Keştî-i Maltiz-i Laîn-i Dûzahmekîn’de [1] şöyle bir cümle geçer: “…kapudânımız gördü ki kumlar aykırıdan gelüb sefineye havlar…
Bu eser, kütüphanelerimizin en önemli eserlerinden biri olan Lingua Franca in the Levant adlı sözlüğün yazarlarından olan Andreas Tietze tarafından 1942 yılında Almancaya çevrilmiştir. Metnin tek nüshası olan aslı, İstanbul Köprülü Kütüphanesi’nde. Hani, tramvayla Aksaray’a inerken sancağımızda kalan o meşhur Köprülü Kütüphanesi… Eserin yazarı, Kahireli bir tacir olan Elhac Abdurrahman’ın Yûsuf isimli kölesidir. Abdurrahman, kölesi Yûsuf’u 1673’te azad eder ve kendisine bir miktar sermaye verir. Ticaret maksadı ile İstanbul’a gitmek üzere İskenderiye’den gemiyle hareket eden Yûsuf yolda başından geçenleri bütün ayrıntıları ve sade bir dille efendisine yazıp gönderir. [2] Eserin macerasını daha da detaylandırmaya gerek yok, zira konumuz başka. Ama bu anlatının Kitabevi tarafından günümüz Türkçesiyle yayımlandığını ve “Mahmut Kaptan’ın Anıları – Yusuf Efendi” adıyla kitapçılarda bulunabileceğini belirtelim.
Buradan çıkartacağımız sonuç şu: “Aykırı” sözcüğü, 17.yüzyılda denizcilik terminolojimize girmiş bile. Bunu Yûsuf diye azat edilmiş bir köle bildiğine göre, dile girişi çok daha eski olmalı. İtiraf etmeliyim ki ben de bu sözcüğün denizcilik dilimizde o kadar köklü bir geçmişe sahip olduğunu bilmiyordum, konuyu araştırırken öğrendim.

NEYMİŞ BU AYKIRI?
            Peki neydi bu aykırı? hem Sadun Boro ustamız kullanmıştı sözcüğü, hem de 1670’lerde denizde türlü maceralar yaşayan biri. Önce sözcüğün kökenine baktım. Eski Türkçe’de de var, Uygurca’da da! Uygurca’da “aykuru” diye geçiyor. “Çapraz yönde” veya “diklemesine” anlamlarına geliyor. Mustafa Pultar Hocamız tarafından yeniden hazırlanan Süleyman Nutkî’nin Kamûs-i Bahrî’de de “aykırı” şöyle tanımlanmış: “Cihetleri(yönleri) yekdiğerine(birbirine) amut(dik) veya ona yakın bir vaziyet manasındadır.”[3]
            Deniz Binbaşı Lütfi Gürçay’ın 1962’de 2. baskısı yayımlanan Gemici Dili adlı sözlüğünde de “Cihetleri yekdiğerine muvazi(paralel) olmayıp amut veya amuda yakın bulunan bir vaziyet demektir” diye anlatılır.[4]
            Aykırılamak ise her iki sözlükte de, yine aşağı yukarı aynı şekilde tanımlanmıştır: “Demir üzerinde bulunan bir geminin, akıntı veya meddin marifeti ile demir istikametine aykırı bir vaziyete gelmesi, ters istikamet almak.” Fakat Nutkî, bir adım ileri taşımış tanımı ve, “Bir geminin seyir yoluna dik olarak geçmeğe de ‘aykırı geçmek’ denir ki bu durumda çatışmayı önleme tüzüğünün ilgili kuralları uygulanır” demiş.
Bu gemi, kıçı dalga tepesinde iken dümen dinlemez olabilir
ve broşa düşerek aykırılayabilir.
Hatta belki fotoğraf çekildiği sırada tüm bunlar olmuştur bile.
            Fakat nispeten daha yeni olan, Kaptan Refik Akdoğan’ın Türkçe İngilizce Ansiklopedik Denizcilik Sözlüğü (1980), açıklamayı biraz daha genişletmiş: “Aykırılamak: Ters durumda olmak.” Aykırı sözcüğü ise aynı sözlükte 3 anlama geliyor: “1.Bir geminin pruvasından geçen rotada seyreden gemi. 2.Demirli bir geminin demir zinciri yönüne göre aykırılaması, ters salması. 3.Ters, çapraz.

TÜRK DİL KURUMU NE DİYOR?
            Gelelim Türk Dil Kurumu’nun Büyük Sözlük’üne. Sonuçta denizcilik dilindeki sözcüklerin çoğu uyarlamadır ama mutlaka dilin ana yapısı içinden anlam beğenerek/seçerek kullanılmaya başlamışlardır. TDK, “aykırı” için şu tanımlamaları yapıyor: “1.Alışılmışa, doğru olarak kabul edilmişe uygun olmayan, karşıt, ters, mugayir, muhalif. 2.Çapraz, ters. 3.Toplumda görüş ve yaşayış biçimiyle uçlarda bulunan kimse, marjinal. 4.mec.Gidilen yol üzerinde olmayıp gidiş yönüne ters düşen.” Peki TDK, “aykırılamak” için ne demiş? Şöyle demiş: “1.Kestirmeden gitmek. 2.Düz yoldan ayrılmak. 3.Dikey olarak gelmek.”
            Hemen başa gidip Sadun Ağabey’in lafını hatırlayalım: “Tekne sancağa aykırıladığı takdirde…” Yine tam yerinde, yine en doğrusunu söylemiş Büyük Usta. Teknenin gittiği düz yoldan ayrılıp sancağa doğru dönmesini pek güzel ve en doğru Türkçe ile aktarmış. Türkçe’yi onun kadar özenli kullanan çok az insan tanıyorum, inanın.

KELİMELERİN İÇİN VE ANLAMINI KAVRAMAK
            Aykırılamaktan konuşurken, kimileri de “işte o broşa düşmek” diyorlar. Biz lafları genelde aslını astarını araştırmadan, didiklemeden, doğru mu değil mi kontrol etmeden benimseyip kullanmaya başladığımız için, bunu da öyle yapmışız. Örnek mi? Daha önce yazmıştım, geçenlerde bir sohbette de geçince, yine hatırladım: Konsept! Sadece ve sadece “kavram” anlamına gelen konseptin içine açıp bakmadığımız, anlamını kavramadığımız için abuk sabuk kullanıyoruz ve ortaya “akşam yemeğinin konsepti” gibi, Alice’in ancak Harikalar Diyarında duyabileceği tuhaflıklar çıkıyor. “-Şapkacı ne yazık ki konseptin altını yakmış, bu akşam dışarıdan pizza söyleyeceğiz!” Her ne ise… Broş o kadar bozulmuş olmasa da henüz, sanılıyor ki sadece yelkenli tekne ile ilgili bir laf. Değil.

BROŞ İLE AYKIRILAMAK ARASINDAKİ NÜANS
            Peki aykırılamayı konuşurken insanların broşu hatırlaması neden? Aynı şeyler mi? Aslında aynı şey değiller ama o kadar giriftler ki, yani anlamları o denli iç içe geçmiş ki aynı şey zannedilmeleri mümkün. Arada nüans var, biz de ona bakacağız şimdi.
            Broş, takdir edeceğiniz gibi Türkçe değil. İngilizcesi “broach”, Fnansızcası ise “broche” (broché değil. e normal). İngilizcesi “broğç” diye telaffuz ediliyor, Fransızcası ise “broş”. Yani biz Türkler broşa düşerken, epey Fransızca konuşmuş oluyoruz. İngilizce sözlüklere bakalım. Hem Oxford, hem Webster’s, hem de Grolier’de sözcüğü iki farklı madde halinde açıklamışlar. İkincisi (birincisi az sonra), denizcilik terimi: “Teknenin aniden (istemeden) arkadan gelen dalgalara veya rüzgâra doğru dönmesi.” Oxford’un Resimli Ansiklopedik Sözlüğü, bu maddenin içine “yelkenli tekne” lafını özellikle eklemiş. Ancak elimdeki pek çok İngiliz ve ABD kaynağı, broşu açıklarken, bırakın yelkenliyi ya da motoryatı, düpedüz “yük gemisi” resmi çizip göstermişler. Çünkü, tüm diğer açıklamalar şunu anlatıyor: Broş, ister koca bir yük veya yolcu gemisi, ister yelkenli bir tekne, isterse motoryat olsun, arkadan gelen iri dalgaların teknenin kıçını fazlaca kaldırıp dümen dinlemez hale gelmesi sonucu bir anda başını suya gömmesi veya başının suda frenlemesi ile dalga çukurunda kontrolsüz olarak arkadan gelen dalgalara bordayı vermesi. Bu eski terimden yola çıkarak (veya ona yol vererek), yelkenli teknenin aniden ve kesinlikle istemeden rüzgâra dönmesi için de broş kullanılmış.

TÖRKİŞ LOKUM, ŞİŞ KEBAP
            Peki neden bu sözcük? İşte sözlüklerdeki “birinci” broach maddesine şimdi geldik. İngilizce broach ve Fransızcası ile broche, “şiş” demek! Mangalda kullandığımız şiş, örgü için kullanılan şiş, tığ, mekik, masura… Hepsi aynı. Şiş! (Fransızcada “á la broche” dendiğinde de “şişte pişirilmiş” denmiş oluyor.) Hatta matkap, delgi, delmek, delik açmak gibi yan anlamları da var. Yani uzun bir şey var ve dönüyor. Şiş işte. Şiş ne yapar? Döner. Artık şişte pişirilen ne varsa hızlıca döndürürüz ki yanmasın. İşte bütün hikâye bu. Şişe takılmış herhangi bir nesne gibi “kendi ekseni” etrafında aniden dönmeye broş deniyor. Yelkenlilerin -ki zaten rüzgâra karşı dönmek isteği teknenin ruhunda vardır- ani olarak rüzgâra baş vermeye çalışmalarına da bu isim verilmiş. Şimdi tek tek kaynakları yazıp etrafı daha da kalabalıklaştırmak istemedim ama emin olan pek çok kaynakta bu böyle.

SONUÇ OLARAK…
            Gelelim broş ile aykırılamak arasındaki nüansa. Her broş, aynı zamanda aykırılamaktır ama her aykırılamak broşa düşmek değildir. Çünkü broşa istemeden düşeriz, oysa aykırılamak, bazen bilerek ve isteyerek yaptığımız bir şey olabilir. Sadun Boro’nun dediği gibi tekne sancağa (veya iskeleye) aykırılayabilir ama biz (veya bir otopilot sistemi) düzeltiriz. Tekne bocalarken de aykırılar ama broşa düşmez. (Bocalamayı başka bir yazıda ele alacağım.) Yani her broşa düşüş, aynı zamanda bir aykırılamaktır ama her aykırılamak, broşa düşmek değildir. Umarım anlatabildim. Selamet dilerim.

(Yelken Dünyası, Aralık 2017)

[1] (Köprülü Kütüphanesi., Ahmed Paşa, nr. 214, vr. 70a-107b; nşr. Fahir İz, TM, XIV [1964], s. 113-150)

[2] Fahir İz, Türkiyat Mecmuası, 1964, S:14
[3] Kamûs-i Bahrî, Deniz Sözlüğü, Derleyen: Süleyman Nutkî, Hazırlayan: Mustafa Pultar, İş Bank. Kült.Yay. Mart 2011, s. 20)
[4][4] Gemici Dili, Derleyen: Deniz Binbaşı Lütfi Gürçay, Deniz Kuvvetleri Komutanlığı Deniz Basımevi, 2. Baskı, İstanbul 1962, s.34

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

YELKENLİ TEKNE VE MOTORYAT, ÇAKARLA DOLAŞMAZ

ÇAPA - ÇIPA - ÇİPO - DEMİR

DİVÂNÜ LUGÂTİ’T TÜRK’TE DENİZCİLİK TERİMLERİ TARAMASI