Kayıtlar

2014 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Amatör Denizcilerin Beklediği Kitap Çıktı

Resim
Amatör denizcilerin beklediği kitap çıktı:
Yelkenli YattaKENDİNE YETEBİLMEK Güvenli ve rahat yatçılık için ipuçları
“Türk yatçısının dilinden konuşup, halinden anlayan bireser.” Teknede her an el altında bulunması istenen bilgilerle dopdolu ve tatlı dilli “Yelkenli Yatta Kendine Yetebilmek”, denizciler için gerçek bir başucu kitabı.
     Son yıllarda amatör denizcilere yönelik kitaplarla zenginleşen raflarımızın sayısı giderek artmakta. Ancak çoğu çeviri veya gezi anılarından oluşan bu çok değerli kitapların arasında Türk yatçısına yönelik, güvenli ve rahat bir tekne hayatı için bir araya getirilmiş ipuçlarından oluşan bir yol gösterici kitap yoktu. Artık var.
            Denizcilik üzerine makale ve çeviri kitaplarından tanıdığımız yazar Tayfun Timoçin, bu boşluğu, “Yelkenli Yatta Kendine Yetebilmek / Güvenli ve rahat yatçılık için ipuçları” adlı kitapla dolduruyor.             İmbikten geçirdiği 30 yıllık denizcilik deneyimini, evrensel bilgi ile yoğurarak, sıkıcılıktan çok uzak günlük ko…

HAYALLERİN MİMARI JULES VERNE

Resim
Denizci, bilim adamı, coğrafyacı, yazar… HAYALLERİN MİMARI JULES VERNE  Anlattıklarının çoğu hayaldi ama hepsi gerçek oldu. Gerçeği ise ondan daha güzel anlatan çok azdı. Çünkü romanlarının çoğunda uzaklara “yelken açan” ve çok iyi bir edebiyatçı olan Jules Verne, aynı zamanda gerçek bir denizciydi. (Yelken Dünyası - Mart/Nisan 2009)

            Edebiyat deyince, hiç kuşku yok ki aklımıza kitaplar gelir. Kitabı elime aldığımda ilk yaptığım şey, sayfalarını hızla çevirip burnumu,  akan sayfaların arasına daldırmak ve o muhteşem kokuyu ciğerlerime çekmektir. Dijital ortamda da pek çok kitabım var ama bana göre pek “var” değiller. Çünkü ortada kağıt yok. Kağıt olmayınca, koku da yok. Edebiyatın, kağıt kokusu ile özdeşleşmesi, bana has bir durum değil. Pek çok insandan duydum bunu.             Peki ya, ortada henüz uzayın, uzay gemisinin, NASA’nın, ESA’nın olmadığı bir dünyada, bizi Ay’a götüren; ortalıkta nükleer gücün, reaktörün, yüksek gemi inşa teknolojisinin izi dahi yokken bizi deniz…

AVARA HUN!

Resim
AVARA HUN! Raj Kapoor’un oynayıp yönettiği, 1951 yılı Avare filminden, teknelerin limandan ayrılmasına, yani avara olmasına doğru tatlı bir gezi yapalım birlikte. Ne de olsa “avare”, “evinden uzak” anlamına da geliyor. Bakalım dilimize başka takılanlar da olacak mı?
Avare filmini bilmeyen var mı? Belki yeni nesil bilmez. (Ben çok da eski nesil sayılmam ama yeni nesilden kastım, sanattan, kültürden uzak, ellerinden düşmeyen cep telefonları ile “naber, napıyon?” iletişimi kuran, sadece “çok satan” kitaplara, “çok gişe yapan” filmlere ve “çok popüler” müziklere yüz veren gençlerdir.) 1951 yılında Hint sanatçı Raj Kapoor’un yönetip başrolünde oynadığı bir filmdir Avare. Film, 1964’te Semih Evin yönetiminde Türkiye’ye uyarlanmış, başrolü ise, gelmiş geçmiş en büyük sanatçılarımızdan biri olduğu kuşku götürmez Sadri Alışık oynamıştır.             Avare’nin senaryosu ya da öyküsü kimin aklında ne kadar kaldı bilinmez ama bugün müziği halen dillerdedir. Zira yeni nesilden kimi sanatçılar da şar…

SON CEMRE VE BAHAR!..

Resim
Cemrelerin üçüncü ve sonuncusu bu ay düşüyor. Biraz daha soğuk var ama olsun, bahar geldi ya, her şeye değer! Balık bol ve lezzetli. Ama yerken  düşünmemiz gereken şeyler de var.  (Yelken Dünyası - Mart 2009)

            Gerçek midir, değil midir, günahı ilk uyduranın boynuna:             “Koca Ragıp Paşa ile Şair Haşmet, çarşıda gezerken, bakarlar ki önlerinde şair Fitnat Hanım yürüyor… Berd-i acuz (kocakarı soğuğu) zamanı olduğu için hava buz gibidir Ragıp Paşa, Fitnat Hanım'a şaka yapmak için Haşmet'e dönüp der ki:
-Haşmet, farkında mısın, şu kocakarı da ortalığı dondurdu!
Bunu duyan Fitnat Hanım, arkasına dönüp, kocakarı soğuğundan sonra gelen öküz soğuğunu (sitte-i sevr) kastederek cevabı yapıştırır:
-Evet evet, arkasından da öküz geliyor!”             Mart ayına gelince, herkes bilir ki, meşhur Kocakarı Soğukları ortalığı biraz donduracak. Mart’ın kapıdan baktırması ve kazma kürek yaktırması bu soğuktan, Ragıp Paşa’nın deyimiyle, “kocakarının” başının altından çıkar. ACÛZ…