Kayıtlar

2016 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

BİR EGZOZ ZEHİRLENMESİ VAKASI

Resim
İngiltere’de iki insan ve bir köpek, dinlenmekte oldukları teknenin içinde karbonmonoksit zehirlenmesinden hayatlarını kaybetti. Olayın nedenleri araştırıldı ve bir kez daha ortaya çıktı ki, küçücük bir egzoz kokusu bile büyük bir sorunun işareti olabiliyor.
            Dünyada olup bitenleri takip etmek, yeni şeyler öğrenmek açısından çok önemli elbette. Ama bazen bilginin bedeli (denizcilik söz konusu olduğunda bunun için “bazen” değil, “çoğunlukla” demeli)  ağır olabiliyor. Başka deyişle, sıklıkla tekrarladığım gibi, denizcilik kurallarının neredeyse tamamı, acı olaylar üzerine oturuyor.             Geçenlerde İngiltere’de bir kaza yaşandı. Bir karı-koca ve köpekleri, teknelerinde sakin sakin yaşarken, karbonmonoksit zehirlenmesinden öldüler. Görünürde ne bir arıza, ne de bir sıkıntı var. Ama iki insan, bir de köpekleri hayatlarını yitirdiler. Biliyorsunuz İngilizler böyle olayları araştırıyor. Bizdeki gibi, “Ölenlere Allah’tan rahmet, yaralılara acil şifalar” dileyerek konuyu kapat…

BAYRAK TAŞIMAK ya da TAŞIYAMAMAK!

Zaten kendi bayrağımızı istediğimiz gibi taşıyamıyoruz, bari hangi bayrağı taşıyorsak, onu taşınması gerektiği gibi taşımaya özen göstermemiz gerekmez mi? Bayrak bu. Bir milletin simgesidir ve kişilere, kurumlara değil, milletlere aittir.
            Artık herkes biliyor, yasal düzenlemelerin bir türlü gerektiği gibi yapılamamış olması nedeniyle bütün teknelerin Türk bayrağı taşıyamadığını. Yurtdışında çok uygun meblağlara bulunabilen ikinci el tekneleri satın alabiliyoruz ama mevzuat bize “Aldıysan aldın, Türk bayrağı çekemezsin o tekneye. Çünkü ikinci el ve çünkü yaptığın şey ithalata girer ki o da yasak” dediği için kendi malımıza kendi ülkemizin bayrağını çekemiyoruz. Yani neresinden bakılırsa bakılsın trajikomik bir vaka bu.             Bunun Türk üreticiyi korumakla falan bir ilgisinin artık kalmadığını üreticiler bile görmekte ama nedense kimi kulislerde inatla direniliyor. Dünyanın her yerinde kaliteli ve iyi ürün pahalıdır. Ama gelişen teknoloji ile artık çok da berbat olmaya…

TEKNEDEN KARAYA GEÇİNCE DEĞİŞENLER

Teknedeki ben, karadaki benle tezatsa ortada bir yanlışlık var demektir. İnce ruhlu, hassas denizci ben, karada kaba, hoyrat bir bene dönüşüyorsa, söylenebilecek en hafif şey “olmamışlık” olabilir. Denizci olmamışlık!
Bugüne kadar hep teknede birşeyleri daha kolay, daha etkin, daha keyifli ve güvenli kılmak için yazdım, bildiklerimi, gördüklerimi sizlerle paylaştım. Bugün bir değişiklik yapıp, farklı bir bakış açısı katmayı deneyeceğim denizcilik hayatımıza. Bir denizcinin denizciliği tekneden çıktığı anda biter mi? Sanırım kilit soru bu. Elbette sözcüğü ve ifade ettiklerinin bütününü kucaklayan kavramı teknik olarak ele alırsak, denizcilik denizde olur ama “denizciyim” diyen bir insanın, tekneden çıktığı anda bir kara insanına dönüşmesi de hem çok olanaklı değildir, hem de etik değildir. Bu durumda bir denizci, karada nasıl yaşar, neler yapar, denizde ve teknede edindiği deneyimleri, kara hayatına, özel/ev hayatına nasıl uyarlar? Bu yazıda biraz buna bakalım istiyorum. Çünkü ben bunu …
Resim
Pupa Yelken Akdeniz Denizcilik Günleri 2014-2015'te Sohbet.
"Yelkenli Yatta Kendine Yetebilmek"
23 Kasım 2014
Sunum – 1 : Deniz ve Denizci / Bir Söyleşi Sunan : Haldun Sevel
Sunum – 2 : Yelkenli Yatta Kendine Yetebilmek
Sunan : Tayfun Timoçin
Zor Anlar : Ersin Böke
https://www.youtube.com/watch?v=q-uTcztx0jc

Kadın - Erkek

"Yazar" deyince ne anlıyoruz? Peki "kadın yazar"? Siz hiç "erkek yazar" dendiğini duydunuz mu?
"Pilot" deyince ne anlıyoruz ki, "kadın pilot" demek zorunda hissediyoruz kendimizi? "Erkek pilot" denir mi ki?
"Mimar" ne ki, "kadın mimar" ne ola? "Erkek mimar" demek saçma değil mi?

"Şoför" diyoruz ama kadınsa "kadın şoför" diyoruz illa. "Erkek şoför" demek kimin aklına gelir?

"Kadın Ressamlar Sergisi" açılıyor da "erkek ressamlar sergisi" diye bir şey olabilir mi?

Erkekler kadınları öldürüyor, ona bile "kadın cinayeti" deniyor. Kadın ölenken, cinayeti işleyen erkekken, nasıl "kadın cinayeti" denebilir? Erkek cinayeti işte o!
"Kadın", cinsiyet belirtir; meslekleri ya da bazı başka nitelemeleri yaparken cinsiyetin anlamlı ya da işlevsel olmadığı durumlarda üzerine basa basa "kadın" demek, ancak saçmalık olabilir. Kor…

TEKNE SAHİBİ OLMAK HEVES Mİ TUTKU MU?

TEKNE SAHİBİ OLMAK HEVES Mİ TUTKU MU? Tekne satın almayı düşünüyorsanız lütfen bu yazıyı okuyunuz. İçinizdeki isteği tartınız. Ve o istek, bir ateşe, bir kıvılcıma sahip değilse, bu işten vazgeçiniz. Kıvılcımınız yoksa, size de yazık, tekneye de yazık ve marinadaki o yeri bekleyen gerçek bir denizciye de…
Tam da bu sıralar, kimi tekneler el değiştiriyor, kimileriyle vedalaşılıyor, Bazı evlerde büyük bir sevinç ve heyecan var, tekne hayalinin gerçeğe dönmesi adına, bazı evlerde ise hüzün ve hayal kırıklığı. Sevinç, olası en büyük mutluluklardan biri olan tekne sahibi olmak veya satın alınmış tekne ile kavuşma anının heyecanla beklenmesi ile ilgili elbette. Bir çocuğun çok istediği oyuncağa kavuşma heyecanından fazla farklı değil. Hayal kırıklıklarına gelince, o biraz daha derin bir konu.
ONLARDA VAR, BENDE DE OLSUN! Tekne sahibi olmak, bir tutkunun sonucu ise, çoğunlukla mutluluk getirir. İstisnalar elbette olabilir ama genel olarak yıllar süren, çocukluktan başlayan, giderek çoğalan ve ar…

TRAJEDİLERDEN DERS ÇIKARTMAK VE EMILY GARDNER OLAYI

Resim
Uyduruk ürünlerin neden olduğu can kayıpları bir yana, bazen kaliteli ürünün yanlış kullanımı da üzücü sonuçlara neden oluyor. Çevremizde yaşanan üzücü hadiselere bakıp ders çıkartabileceğimiz gibi, İngiltere’de 14 yaşındaki bir kızın başına gelen kazadan da öğreneceklerimiz var. 


Ne yazık ki bazı şeyleri düşünebilmek için başımıza kötü şeyler gelmesi gerekiyor. Yani, birileri kaza yapıp ön camdan dışarı fırlayana, bu yolla birçok insan hayatını kaybedene kadar muhtemelen kimse emniyet kemeri diye bir şeyi düşünmemişti. Pek çok can kaybı yaşandı ve sonra önlem düşünüldü. Hep böyle bu. Denizdeki durum daha vahim. İnsanoğlu binlerce yıldır denizde dolaşıyor. Arabaydı, buhardı, makineydi.. hepsinden çok daha önceden beri denizdeyiz. Ne canlar kaybedildi, ne ocaklar söndü, ne acılar yaşandı. Ne yiğitler yatıyor derin mavi kabirlerinde, “mezar taşları martılar olmuş”.[1] Burada, başka bir durumu ele almakta yarar var. Ege’de yaşanmakta olan trajedi. Göçmenler. Suriye ve Ortadoğu’nun karanlığ…

KÂBUS

Resim

TERS

Resim

YORGAN

(Nilüfer'de Yerel Gündem Dergisi için 2006 Ekim'de yazmışım. Neden bir şey değişmez? TT - Ocak 2016)
            “İyi geceler” dilekleri tükenip tüm ışıklar söndüğünde, penceremin önündeki ağacın perdeme vuran gölgesi başkalaşır, rüzgârda raks eden dalları, korkunç bir “öcü”nün kollarına, yaprakları da saçlarına dönüşürdü.             Kulaklarıma gelen fısıltıların kime ait olduğunu bulmaya çalışmaz, her kim ya da ne ise, benden uzak durmasından başka bir şey istemezdim. En büyük koruyucum, her çocuğunki gibi yorganımdı. Terlememe rağmen bu muhteşem kalkanın güvenliğinden vazgeçemezdim.             Öcüler, orada bir yerdeydi çünkü. Ve hiçbir yorganın altına, korkusundan başka hiçbir şeyi geçemezdi öcünün!             Tüm yorganların…             Tüm çocukları…             Koruduğu dönemlerin korkularıydı onlar.             Hortlaklar!             Hayaletler!             Öcüler!
            Korku başa çıkılamaz hale geldiğinde, “anneeeee!” diye bir bağırırdı çocuklar, geliveri…

KIŞIN NEDEN DAHA ÇOK ZORLANIRIZ?

Resim
Yaz-kış yelken yapanlar, arada terlemek-üşümek dışında, başka farklar olduğunu da gözlemler. Kışın esen 15 mil rüzgârla, yazın esen 15 mil rüzgâr aynı değildir. Neden dersiniz?
Dikkatinizi çekmiştir, kışın 15 mil rüzgârda yelken yaparken, yaz aylarındaki 15 mile göre daha faza zorlanırız. Kışın tekne daha fazla yatar/bayılır. Kışın denizde daha çok zorlanırız çünkü soğuktur. Evet, ellerimiz, ayağımız üşür vs. ama bizim bahsedeceğimiz soğuk, başka şeylere yol açıyor. Rüzgârın nasıl oluştuğunu biliyoruz. Isınan hava yükselir, onun altında boşalmaya başlayan bölgeye, bizim yaşadığımız düzeyde hava boşluğu olamayacağı için, başka bir yerden hava akar. Doğal olarak yükselmemiş, ağır olan, bir yerde duran havadır akan. Ağır olabilmesi için de ne gerekir? Soğuk olması. Evet “soğuk”. Soğuk derken, ille de kar havası gerekmiyor, öyle olsaydı yazın rüzgâr esemezdi. Aradaki çok küçük sıcaklık farklılıkları bu akışı oluşturur. Bizler de bu hava akışına rüzgâr deriz.
SOĞUK… BİRAZ DAHA SOĞUK. Aynı bi…