Kayıtlar

2013 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Hava Tahminlerimiz Artık Daha İsabetli Olacak

Resim
Çevirisini yaptığım beşinci kitap, "Hava Tahminini Geliştirmek İçin 50 Öneri"(50 Ways to Improve Your Weather Forecasting/Dag Pike), 19 Eylül'den itibaren kitapçılarda.

ADF'nin 18. yayını "Hava Tahminini Geliştirmek İçin 50 Öneri" adlı kitap, yakında raflardaki yerini alacak. İyi veya kötü havada hedefinize güvenle ulaştıracak pratik hava tahmini tekniklerini öğrenebileceğiniz, havaya, hava tahminlerine bakışınızı değiştirecek iyi bir rehber kitap niteliğindeki eser, 19 Eylül'den itibaren kitapçılardan ve www.adf.org.tr adresinden temin edilebilecek.
Hava tahminleri, hava olaylarının önemli bir kısmını gösterse de birçok yararlı ayrıntıyı kapsamazlar. Hava tahmininde verilen bilgilerin doğru şekilde kullanılabilmesi için sizin de katkınız gereklidir. Belirli bir tahmin aralığındaki hava zamanla değişir, ancak hava tahmini verileri doğru şekilde kullanılmazsa havada olacak değişikliklerin zamanlaması karanlıkta kalabilir. Kaba hava tahminleriyle yetinen pe…

Deniz için okumak...

Resim
MARİNALARLA RAFLAR GÜÇBİRLİĞİ YAPACAK! Pahalı teknelerle doldurulmuş marinalar, deniz kitaplarıyla dolu raflar, başka bir deyişle, denizcilikle ilgili bilgi ve kültür birikimi olmadan bizi denizci ulus yapmaz. 1931 baskılı bir kitabı incelerken, bunları hep birlikte düşüneceğiz.

            Her ne kadar denizci ulus olduğumuzu söyleyenler varsa da, tarih, kanıtlar ve belgelerle konuşur. Denizci millet olmak, ülkümüzdür doğru, ama ne yazık ki kökü tarihe sarmalanmış bir gerçeğimiz değildir. Çabamız ve umudumuz o yöndedir ki, gelecek nesillerimiz, gönül rahatlığıyla “denizci bir ulus olduk sonunda” diyebilsinler.             Denizci ulus olmayışımızın temel kanıtlarından biri, “eser” kıtlığıdır. Şuna ne demeli: Kıyılarımızla ilgili ilk kılavuz kitabı Pirî Reis yazmıştır 16. Yüzyıl’da, ikinci kitabı da 21. Yüzyıl’da Sadun Boro! Bu kadar, başka yok. Bir ülkenin kıyılarıyla ilgili kılavuz kitap beş yüz yılda bir yazılıyorsa, vay o ülkenin denizciliğinin haline! (Bu yazıyı 2009'da yayıml…

Kalam-ar

Resim
DENİZİN YAZI İŞLERİ MÜDÜRÜ!
Karayip Korsanları filmlerini izlemişler ya da deniz mitolojisine meraklı olanlar “kraken” denen masalsı canlıyı bilirler. Efsaneye göre dev bir mürekkepbalığı(kimi anlatımlarda ahtapot), gemilere saldırır, onları batırır, mürettebatı da yermiş! Kolları o kadar uzunmuş ki, direklerin cundasına kadar uzanabilirmiş. Efsane aslen Norveç’e ait. Norveçli denizcilerin, ıssız denizlerde bolca dolaştığı gerçeğini göz önünde bulundurduğumuzda ve ilki 1888 yılında olmak üzere gerçekten de dev mürekkepbalıklarına rastlandığı hatırlandığında, efsanenin ciddi bir kaynağı olduğu anlaşılıyor.
Korkunçluğunu bilmiyorum, hiç yaşamadım ama lezzetinin farkındayım mürekkepbalığının. Fakat kendisine de acımaktayım bir yandan. Balık olmadığı halde neden kendisini öyle adlandırdığımıza anlam veremiyorum. Kafadanbacaklılar sınıfından güzel bir canlı oysa. Böyle hataları zaman zaman yapıyoruz. Örneğin bir memeli olan, asla balık olmayan yunusa yunus balığı, foka fok balığı diyoruz.…

Güvenlik, teçhizat değil zihniyettir.

BİR ‘ŞEY’ OLUR, O DA BİR KERE OLUR! Bizim milli lafımız sanki: “Bir şey olmaz!” Olur kardeşim olur. Bir “şey” olur. Zaten olursa da bir kez olur. Güvenlik konusu, sadece denizle ilgili değil ve olamaz. Çünkü genel olarak, toplumsal anlamda güvenlik deyince ne anlıyoruz, ne yapıyoruz ki?
            Aslında bu ay için başka bir yazı hazırlıyordum ama hepimizi üzen, bu son çok acı kaybımızdan sonra alevlenen can yeleği ve denizde güvenlik tartışmaları üzerine, bu konuya bir kez daha eğilmeye gerek duydum. (Çünkü tartışmalardan anladım ki, konuya yanlış açılardan bakıyoruz.) Bu vesileyle, tanımadığım ama kaybıyla çok üzüldüğüm denizci dostumuz Burçin Hazarhun’a Tanrı’dan rahmet, sevenlerine ve tüm camiamıza bir kez daha sabırlar dilerim.             Buraya yazacaklarım kesinlikle bu acı olayla ilgili değil. Zaten olayın detaylarını bilmiyorum; bilgim ve dolayısıyla fikrim olmayan konularda ileri geri konuşmanın, her şeyden önce ayıp olacağına inanırım. Burada sadece, genel güvenlik anlayı…

Demir Şamandırası

BİN DERDE DEVA, DEMİR ŞAMANDIRASI Nedense bizde pek kullanılmaz. Oysa ne kadar çok yararı vardır demir şamandıralarının…
Demir yerlerindeki en büyük sorunlardan biri, başka bir teknenin gelip sizin üzerinize, (yani zincirinizin ya da demirinizin üzerine) demir atması ve zincir döşemesidir. Akşamüstü koya gelir, tenha bir noktaya demirinizi atar, kontrol eder, sonra da yatar uyursunuz. Sabah, erkenden vira demir edip yola çıkmak için güverteye bir çıkarsınız ki, gece siz uyurken başka bir tekne gelip, sizin üzerinize demirlemiş! Üstelik horul horul da uyumaktadırlar. Haydiiii! Uğraş dur bakalım. Kimi denizciler iyi niyetlidirler ama sizin zincirinizin nereye ne kadar uzadığını tahmin etmekte zorluk çekerler ve böylesi yanlışlara sebebiyet verirler. Kimileri de, ki çoğunlukla "ticarî"dir onlar, çevrelerini umursamadan, farkında olsalar dahi böyle şeylere dikkat etmeden hareket ettikleri için, pek iyi niyetli değildirler. Kimileri de “görmedim” der. -Kardeşim, görmedin mi koskoca …

PÎRÎ REİS NEDEN ÖLDÜRÜLDÜ?

Bugüne kadar Pîrî Reis’in yazdıkları ve çizdikleri ile ilgili çok yazı kaleme alındı. Bu yazı, onun eserleriyle değil, idam edilişiyle ilgilidir ve asla bir tarihçilik iddiası taşımaz. Zira bir kuruntuyla değil, denizcilik tarihine meraklı amatör bir denizcinin oradan buradan derlediklerini paylaşma hevesiyle kaleme alınmıştır.

            Denizcilik tarihimize dönüp baktığımızda, büyük Türk denizcileri dediğimiz kaç kişi sayabiliriz? Mesela bir İngiliz arkadaşımızla oturup sohbet ederken, “Hadi bana tarihteki ünlü Türk denizcilerini say” dese, kaç isim sayacağız? Çaka Bey, Umur Bey, Barbaros Hayrettin(ki aslında tek başına değildir Hızır Reis, ağabeyi Oruç Reis’i, asıl kızıl sakallı olan ve Avrupalılarca Barbaros olarak anılan ilk denizciyi unutuyoruz nedense), Pîrî Reis, Turgut Reis, Uluç Ali Reis, Seydi Ali Reis… Pek çok denizcimizin büyük hizmetleri ve başarıları oldu elbette ama kendi adıma diyebilirim ki, listeyi bundan öteye taşımak, fazla zorlama olacak sanki.             Şur…