YORGAN

(Nilüfer'de Yerel Gündem Dergisi için 2006 Ekim'de yazmışım. Neden bir şey değişmez? TT - Ocak 2016)                                    

            “İyi geceler” dilekleri tükenip tüm ışıklar söndüğünde, penceremin önündeki ağacın perdeme vuran gölgesi başkalaşır, rüzgârda raks eden dalları, korkunç bir “öcü”nün kollarına, yaprakları da saçlarına dönüşürdü.
            Kulaklarıma gelen fısıltıların kime ait olduğunu bulmaya çalışmaz, her kim ya da ne ise, benden uzak durmasından başka bir şey istemezdim. En büyük koruyucum, her çocuğunki gibi yorganımdı. Terlememe rağmen bu muhteşem kalkanın güvenliğinden vazgeçemezdim.
            Öcüler, orada bir yerdeydi çünkü. Ve hiçbir yorganın altına, korkusundan başka hiçbir şeyi geçemezdi öcünün!
            Tüm yorganların…
            Tüm çocukları…
            Koruduğu dönemlerin korkularıydı onlar.
            Hortlaklar!
            Hayaletler!
            Öcüler!

            Korku başa çıkılamaz hale geldiğinde, “anneeeee!” diye bir bağırırdı çocuklar, geliverirdi anneler, babalar; uyduruktan bir şey söylenir, söylenenin uydurukluğu herkesçe bilinir, gülümsenir ama ses edilmezdi. Böylece öcüler, yok olur giderdi!
           
            Ne yazık ki, bugünün öcüleri, yorganın bu tarafına geçiyorlar.
            Irak’ta…
            Filistin’de…
            Lübnan’da…
            Afganistan’da…
            Ve, silah üretip mermi satan, koca göbekli, esrarkeş, sübyancı, korkak öcülerin ellerini ovuşturarak izledikleri savaşların hüküm sürdüğü her yerde…
            Savaşların savaşa bile benzemediği yerlerde…
            Bir gece aniden, tiz sesiyle gökten yağan ölüme savaş denilen yerlerde…
            Skoç ve burbon kokularıyla harmanlanan puro dumanının altında, ertesi gün kaç çocuğun ölebileceği kararlarının verildiği lobi toplantılarının çok ama çok uzaklarında…
            Hiçbir yorgan…
            Hiçbir çocuğu…
            Korumuyor artık!
           
            Öcüler hayalet, hortlak değil artık!
            Kanlı, canlı, etten, kemikten öcüler!
           
            Çok sıkıştığında ve başa çıkılamaz hale geldiğinde korku, “anneeee!” ya da “babaaaa!” feryatları da işe yaramıyor artık! Çünkü öcüler, onları da almış oluyor çoktan.
            Ve eğer bulabilirlerse, yorganlarına sarılıyor…
            Sarılıyor…
            Sarılıyor…
            Rüya görüyor çocuklar. Rüyalarında annelerine, babalarına sarılıyorlar. Rüyada şikayet ediyorlar babalarına hortlakları, öcüleri. Babalar, “yok öcü diye bi’şey evladım” diyor çocuklara…
            Çocuklar, babalarının beyaz yalan söylediğini, çok iyi biliyorlar.
            Çocuklar, bulabildikleri tüm yorganlara…

            Sarılıyorlar!..

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

YELKENLİ TEKNE VE MOTORYAT, ÇAKARLA DOLAŞMAZ

ÇAPA - ÇIPA - ÇİPO - DEMİR

DİVÂNÜ LUGÂTİ’T TÜRK’TE DENİZCİLİK TERİMLERİ TARAMASI