Kayıtlar

Ağustos, 2015 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

HOŞ GELDİN EYLÜL

Resim
Eylül!.. Benim canım eylülüm!.. Ayların en mavisi, mavinin en güzeli… Çocukluğumdan bu yana, tatilin bitmesi ve okulların açılması anlamına gelse de eylüle olan hayranlığım hiç bitmedi. Haftasonu tatilinden sonra insanın üzerine çullanan pazartesi gibi değildir eylül hiç. İnsanı sarıp sarmalar, başka diyarlara götürür. Şehirde bile güzeldir eylül. Şehirde bile! İnsanı üşütmeden okşayan, rahatlatan o serinliğini hissettirir. Ağaçlar eylülün geldiğini haykırır renkleriyle. Ama ölüme gider gibi kederle değil, yeni bir yaşama başlar gibi sevinçle yaparlar bunu. Ağaçlık alanlarda, parklarda kızıllar kehribarlar uçuşmaya başlar da insanın, “Savulun, ben de uçuşacağım” diyesi gelir. Ama en güzeli denizde yaşanır eylülün. Denizde ya da deniz kıyısında. Çünkü deniz, hiçbir ayda olmadığı kadar güzel bir maviye bürünür bu ay. Sakinleşir, durulur, berraklaşır. Gözünüzü yukarı kaldırıp göğe baktığınızda muhteşem bir mavi gökyüzü selamlar sizi. Uçuşan pamuk pamuk bembeyaz kümülüsler, sanki sizi o…

Mavi Gökyüzü

Resim

TEKNELERDE NEDEN KADIN YOK?

TEKNELERDE NEDEN KADIN YOK? Yanına oturup, şu dümendir, bu halattır, bu vinç böyle çevrilir, ırgat böyle kullanılır diye tatlı dille güler yüzle anlatmayı denemek yerine, bunları karının bağırtı, homurtu ve hakaretler eşliğinde öğrenmesini umduysan, nasıl beklersin karnının tekne hayatını sevmesini?
Önce kişisel bakış açımı anlatayım: Kadın ve erkek, konu cinsellikse ya da giyimse örneğin, ayrı şeylermiş gibi söylenebilir elbette. Başka türlüsü mümkün değil kuşkusuz. Ne biz insanlar, ne de diğer canlılar dünyaya sepetle leylekler tarafından getiriliyoruz. Bu durumda kadın ve erkek kavramları üzerinde konuşulabilir. Ya da, yine benzer bir yoldan gittiğimizde, “Affedersiniz, kadınlar tuvaleti nerede acaba?” diye sorulabilir. Ya da “Kadın (veya erkek) giysileri hangi reyonda?” diye sormanın abesle iştigal eden bir tarafı bulunmadığı da çok açık.
SÜREKLİ BİR “ÖTEKİ”LEŞTİRME ÇABASI Fakat “kadın şoför”, “kadın ressam”, “kadın denizci”, “kadın bakkal” ne demek? Bunun, ziyadesiyle  maskülen toplu…

SADUN BORO’NUN ARDINDAN

Resim
ÇOK YAŞA SADUN AĞABEY

  İnsan, unutulunca ölürmüş. Nesiller yetiştiren, sayısız eserler bırakan, dostlukların en güzelini kuran Sadun Ağabeyin ölümsüz olduğunu hiç tereddüt etmeden söylemek haktır o halde. Hiç unutulmayacağına göre, hiç ölmeyecek de. Çok yaşa sen Sadun Boro! (Yelken Dünyası Temmuz 2015 sayısında yayımlanmıştır.)

Bir gün olacağını bilirsin ama olunca da ne yapacağını bilemezsin ya hani… Sadun Ağabeyin haberi gelince de öyle oldu. Eller ayaklara, düşünceler ise akla getirilmeyenlere karıştı. İlk andaki hezeyan, karmaşa, telaş ya da ne bileyim kaotik duygular, yavaş yavaş yerini çaresiz kabule bıraktı. Çünkü olan, insanın kabul etmekten başka hiçbir seçeneğinin olmadığı belki de tek şeydi. Ölüm, hayat denizinde terk edemeyeceğimiz tek gemiydi! Zaten hayat dediğin neydi ki? Doğumla ölüm arasında geçen, geriye dönüp baktığında illa ki göz açıp kapayıncaya kadar geçmiş olan zaman. Peki, insanı “yaşamış” yapan neydi? Tüm hayatlar aynı olabilir miydi? Tıpkı tiyatroda perdenin açı…