Tüm zamanların en eşsiz tablosunun kısa bir çözümlemesi

(Yelken Dünyası Mart 2008)

Tüm zamanların en eşsiz tablosunun kısa bir çözümlemesi

Mona Matör!

Denizi tanı, kendini tanı,
Bin seyre çıksan başın ağrımaz.
“Çin”li bilge

- Tayfun TİMOÇİN

Amatör sözcüğünün “sevgi”den geldiğini artık biliyoruz. Yani amatör, sevgiden gelir, gelirken yanında sevgi getirir. Seven insan, sevdiğini çok zorlamaz, zorlarsa elinden kaçırabilir, kaçan kovalanır, işin suyu çıkar. Huyu-suyu temiz bir sevgili bulmak zordur. Sular çok kirlendi malum, ama henüz “hu”lar, az da olsa aynı temizlikteler. “Hucu”lar ayrı, onların reytingi çok fazla, bize gelmez…
Amatör, denize iyi zaman geçirmek için çıkar. Amacı bir yerden bir yere gitmek değildir. Denizde geçirdiği her saniyenin tadını çıkartmaya, o anları zihnine kazımaya çalışır.
Eğer öyle yapmıyorsa, sevgiden değil, başka bir yerden geliyor olabilir!
Amatör, denizde mutludur. Tüm güzelliklerin tadını çıkartmaya, her tadı zihnin derinlerinde duyumsamaya çabalar. Kapalı, yağmurlu, karlı, sisli… her havanın güzelliğini görebilir. Çünkü denizde her hava, ayrı güzeldir.
Eğer öyle hissetmiyorsa, bir hata var demektir!
Amatör, teknesiyle doğrudan ilgilenir. Teknesinin her santiminde olan bitenden haberdardır. Nerede ne kablosu var, nereden ne borusu geçiyor, en son nereye yama yapıldı, en son hangi vidayı sıktı, hangi kilidin daha sık kontrol edilmesi gerekiyor… hepsini bilir. Gönlünden daha büyük ya da daha farklı bir tekne geçse de bunu teknesine hissettirmez, yoldaşının gönlünü kırmaz. Ufak tefeğinden en büyüğüne, her onarımını kendi başına yapmaya gayret eder, yapamasa, yetemese hatta beceremese dahi, en azından haberdardır, başında durur, ne yapılması gerektiğini, ne yapıldığını ya da yapılacağını bilir. “Usta geldi yaptı bir şeyler, gitti” demez.
Diyorsa, amatörlükle ilgili bir sıkıntı vardır!
Amatör denizci için işlev önemlidir. Gülmeyin! Sahiden işlev önemlidir. Nasıl göründüğü, cilası, markası vs. hepsi bir yana, işlev bir yanadır. Çünkü amatör denizci denize çıktığında karşılaşabileceklerini bilir ve en önemli bilgisi de “işe yaramayan şey güzel olsa ne yazar!”dır. Bazen küçücük bir parçanın, bir gazoz kapağının bile yaşamsal önemi olacağını bildiğinden, ona buna burun kıvırmaz, her şeyde estetik aramaz. Herkes kendi burnuna baksın!
Bakmıyorsa, amatörün amoru az gelmiştir.
Amatörün teknesi de denize sevdalıdır, kendisi kadar. Teknesiyle birlikte, el ele, göz göze denizin koynuna atarlar kendilerini. Bu nedenle amatör, teknesini denizden, seyirden uzak tutamaz. Teknesinin de en azından kendisi kadar denizi özlediğini bilir. Ve hatta, teknesi olmasa, denizin koynunda mutlu saatler geçiremeyeceğini çok iyi bilir, bu yüzden teknesini el üstünde tutar, bir dediğini iki etmez.
Ediyorsa, ayıp da ediyordur!
Bir dediğini iki etmek dedik ya, amatör, teknesinin ne dediğini anlar, anlamazlıktan gelmez, tercüman kullanmaz. Teknesinin vücudundun her yerinden gelen sesi dinler. Hepsinin anlamını bilir. Renklerin dilini bilir. Pas rengini, sararmayı, kararmayı, morarmayı bilir. Teknelerin, yoldaşlarıyla konuştuğunu bilir. Deli demesinler diye genellikle yalnızken teknesiyle bol bol konuşur. Delilik teşhisinden rahatsızlık duymayanlarsa, yanlarında kim olursa olsun teknesiyle konuşur. Bunun ayıp değil, ihtiyaç olduğunu bilir.
Bilmiyorsa, sevgisine tuhaf bakılır!
Amatör, amorunun, yani denizin huyunu bilir, ona göre davranır. Karşısındaki bağırmaya başlayınca, nerede susacağını, nerede konuşacağını, ne zaman “ben bi hava alıp geleyim” diye dışarı çıkacağını bilir. Ne zaman limandan çıkacağını, ne zaman limana döneceğini, yoldaşının yelkenlerini ne zaman azaltacağını bildiği gibi…
Bilmiyor ya da bilmezden geliyorsa, aşkını kaybetmeyi de göze almıştır!
Amatör, yoldaşının ihtiyaçlarını zamanında giderir. Mazotunu, yağını, suyunu eksik etmez. Bakımını düzenli yapar. Onu ihmal etmez. İhmal edenleri tersler. Terslendiğinde ders almasını bilir.
Bilmezse, kendini de bilmiyordur!
Amatör, aşkının kirletilmesine asla izin vermez. “Siyaset benim işim değil, ben keyfime bakar ağzımı da açmam, kimseyle papaz olmam” diye düşünmez. Gerektiğinde en gürültülüsünden sesini, avazı çıktığı kadar çıkartmasını bilir. (Aşkını kirletiyorlar yahu, ötesi mi var!) Çünkü aşkını, atasından dedesinden emanet alır ve çocuklarına, torunlarına emanet bırakacağını bilir. Aşkının uğruna siyaset de yapar, bağırır çağırır da. Pısıp kalmaz. Feodal dal dolaşmaz! Hamurunda yoksa bile amorunda onur olmalıdır!
Yoksa amatör değildir!
Teknesi yoksa amatörün sevgisi azalmaz. Tersine çoğalır. Aşkına ulaşmak için başka çareler arar ve bulur. Aşk engel tanımaz ki! Tekneler, gönlü bol yoldaşlardır. Amatör, kendi yoldaşına kavuşamamışsa bile, başkasının yoldaşıyla yarenlik eder, aşkının kollarına yine de koşar.
Bir yol bulup aşkına koşmuyorsa, o zaman sevgisinden şüphe edilir.

Başka bir milletin atasözü der ki:
“Düşünmekle yapmak arasında deniz vardır.”
Amatör için düzenleyecek olursak:
“Kavuşmayı istemekle kavuşmak arasında, aşkın kendisi vardır.!”

Amatör, aşkına kavuştuktan sonra, hevesi sönmüş delikanlılar gibi sırtını dönüp gitmez. Ömrü vefa ettiğince, her fırsatı vuslat için değerlendirir.
Değerlendirmiyorsa, aşkından şüphe edilir!
Çünkü aşk, bitmez!

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

ÇAPA - ÇIPA - ÇİPO - DEMİR

PÎRÎ REİS NEDEN ÖLDÜRÜLDÜ?

DALGA YÜKSEKLİĞİNİ DOĞRU TAHMİN ETMEK